Aynanın karşısına geçin ve yüzünüze alıcı gözüyle bakın. Sağı ve solu birbiriyle aynı mı görünüyor yoksa bir tarafı daha mı şiş geldi gözünüze?

Ağzınızı açıp kapayın ve bu sırada çenenizin simetrik açılıp açılmadığını gözleyin. Simetri kaybı, bazı fonksiyon kayıplarında ya da rahatsızlıklarda ağır ağır yüzünüze yerleşir. Dikkatli bir izleyici değilseniz farkına bile varmazsınız.

Ortodontist Dr Aylin Sezen Yalçın günlük yaşamımızda pek dikkat etmediğimiz ancak genel görünümümüze kalıcı etki yapacak Yüzde Asimetri konusuna dikkat çekti… Yalçın, tek taraflı çiğneme alışkanlığının yüzde asimetriye sebep olduğunu belirterek simetrinin yüz güzelliği ve sağlığı için önemini şu sözlerle anlattı:

"Günümüzde, yüz güzelliği, her yaşta birey için önemli. O sebeple 8 yaşından 80 yaşına kadar dişlerimizin sağlığı, cildimizin sağlığı ile ilgileniyoruz. Dişlerin sağlıklı olmasının yanında güzel bir gülümseme, kişinin kendine güvenini arttıran, sosyal hayatını kolaylaştıran bir etkendir. Simetri, özellikle yüz güzelliği söz konusu olduğunda daha önemli bir konu haline gelir. Dış dünya ile iletişimimiz olan yüzümüzün tam ahengi ancak tam bir simetri söz konusu olduğunda sağlanabilir. Biz diş hekimleri olarak bir kişiyi muayene ederken öncelikle yüzündeki bazı noktaların ve dişlerinin simetrisini değerlendiririz. Kişisel kanım, yüz yumuşak ve sert dokularında simetri sağlanmadıkça, ideal bir gülümseme ve yüz estetiği sağlanamaz."


Tek Taraflı Çiğneme Asimetri Sebebi

Simetri bozukluğunun, genetik, doğumsal, travmatik sebeplerle oluşabileceğini belirten Ortodontist Dr Aylin Sezen Yalçın, yüzümüzde asimetriye sebep olabileceğinden habersiz olduğumuz ve en sıklıkla rastlanan durumun, tek taraflı çiğneme alışkanlığı olduğunu söyledi. Yalçın, tek taraflı çiğneme sebeplerini şöyle sıraladı:

● Ağzın tek tarafında ağrılı, kanamalı iltihaplı bir dişin varlığı,
● Tek tarafta çekilmiş ve yerine protez yapılmamış dişsiz alanlar,
● Alışkanlıklar,
● Yüksek yapılmış yada doğru yapılmamış dolgu yada protezler..
● Çene eklemi rahatsızlıkları

Yalçın sözlerini şöyle sürdürdü:
"Her ne sebepten olursa olsun, çiğneme tek taraflı olarak yapılıyorsa o taraftaki çiğneme kasımızın hacminde arış olur. Zaman içinde artarak, diğer tarafla arasında belirgin farklılıklar oluşmaya başladığında farkedilebilir.Tıpta prensibimiz, sonucunu bildiğimiz durumların oluşmaması için önlem almaktır. Bu yüzden diş tedavilerimizin ve kontrollerimizin aksamaması, ilerde oluşabilecek daha ciddi sorunların önüne geçecektir… Sağlıkla gülümseyin."

Yediklerimiz, çevresel faktörler ve kullandığımız kozmetikler gibi pek çok faktör cildimizin yaşlanmasına neden oluyor. Antioksidan, vitaminler ve omega 3 zengini besinler tüketerek, yaşlanmayı geciktirebilir ve görünüşünüzle yıllara meydan okuyabilirsiniz. İşte, yaşlanma karşıtı besinler...

Yulaf

Kahvaltılar için vazgeçilmez bir yiyecek olan yulaf, içeriğindeki güçlü amino asitler ve E vitamini ile serbest radikallere savaş açar ve cildi güneşin zararlı etkilerinden korur. Ancak yulaf alırken doğal olmasına ve içeriğinde herhangi bir katkı maddesi olmadığından emin olmalısınız.

Greyfurt
C vitamini deposu olan greyfurt, kolajenlerin gelişmesine katkı sağlar ve cilt yaşlanmasını engeller.


Ceviz
Omega3 yağ asitleri bakımından zengin bir yemiş olan ceviz, cildi yumuşatır ve kırışıklıklarla mücadele eder.

Yarım yağlı yoğurt
Yarım yağlı yoğurt, yüksek oranda kalsiyum ve fosfor içerir. Kalsiyum ve fosfor, diş sağlığını korur ve dişlerinizin daha beyaz olmasını sağlar. Yarım yağlı yoğurtlar aynı zamanda kırışıklık ve ince çizgilerin oluşumunu da engelliyor.

Kırmızı üzüm
Kırmızı üzüm, vücutta enfeksiyon ve iltihap oluşumunu engelleyerek cildin sağlıklı görünmesine katkı sağlar. Ayrıca içeriğindeki resveratrol adlı bileşen ile cildi güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı korur ve yaşlanmayı geciktirir.
kadin.mynet.com/yasam/saglikli-yasam/22766-yaslanma-karsiti-5-besin.html


Ne kadar kilo verirseniz verin, karın yağlarınız yerinde duruyorsa, kışın bol kıyafetlerle saklamayı başardığınız göbeğiniz havalar ısınınca daha görünür hale geldiyse dikkat.
Diyetisyen Yeşim Çelik, karın bölgesi yağlanmasının özellikle kalp hastalıkları, metabolik sendrom ve Tip 2 diyabette sık gözlendiğini söyledi. Çelik, “Bu kişilerde yağlanmayı azaltmak için doktor ve diyetisyen kontrolü şarttır. Çünkü hormon bozukluklarında ilaç tedavisi gerekebilir, diyet tedavisi karın ve bel çevresi yağlanmasını azaltır bu rahatsızlıkların oluşum riskini ortadan kaldırır” dedi. Diyetisyen Yeşim Çelik, göbek yağlanmasında yapılması gerekenler hakkında şu bilgileri verdi:
1.ADIM: YAĞLANMANIN NEDENİNİ ARAŞTIRMAK

• Vücutta yağlanma oranının yüksek olması sağlık problemlerinin var olmasında tek başına bir etken değildir. Fakat “abdominal yağlanma” olarak tanımladığımız karın bölgesi yağlanmasının oluşmasında altta insülin direnci, kortizol fazlalığı, hipotiroidi, Cushing ( böbrek üstü hormonların fazla çalışması ) gibi sağlık sorunlarının olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
• Yağlanma sebeplerinden biri de dengesiz gıda tüketimdir.
• Menopoz dönemi de yağlanmanın vücutta fizyolojik olarak arttığı ve tetiklendiği bir dönemdir.
• Hareketsizlik ve buna bağlı enerji harcamada azalma karın bölgesi yağlanmasına zemin hazırlar. • Fazla alkol tüketimi de bel çevresinde yağlanmayı artırmaktadır.
• Kronik stres, bel çevresinde yağlanmanın en önemli nedenlerindendir.
2.ADIM: ÇÖZÜME YÖNELMEK

Karın ve bel çevresi yağlanmasının sebeplerini öğrenmek için gerekli tahliller yaptırılır, hormonal bir sebep varsa ilaç tedavisi başlanır. Bununla birlikte kilo fazlası olanlarda bel çevresi yağlarını azaltmaya yönelik diyetisyen kontrolünde diyet verilir. Bilinmesi gereken en önemli gerçek vücutta oluşan yağ ile tüketilen yağın farklı şeyler olduğudur. Vücut yağı; yağ ve yağlı gıdaları tüketme dışında örneğin, simit, börek gibi hamur işi besinler, meşrubatlar, bisküvi, cips, gofret, tatlılar, hazır et suları, salata sosları gibi daha sayabileceğimiz karbonhidrat ve proteinli gıdaların gereğinden fazla tüketilmesi sonucunda da artar, karın ve bel çevresinde depolanır.
Karın çevresinde oluşan yağlardan lipoliz, mezoterapi ve liposuction benzeri yöntemlerle ancak geçici olarak çözüm bulabilirsiniz. Bu konunun uzmanları da karın ve bel bölgesi yağlanması yüksek olan kişilerde öncelikle fazla kiloların verilmesini vurgulamaktadırlar. Yapılan yağ analizlerinde kişilerde abdominal yağlanma dışında bacak, kalça, gövde ve kollarda da yağ yüzdelerinin beldeki kadar yüksek hatta bazen beldekine oranla daha yüksek yağ yüzdelerine sahip olduğu görülmektedir.
BESLENMEDE YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR

• Akşam sadece meyve yiyip yatmak, saat 18.00’den sonra yemek yememek, kahvaltı ve öğle gibi ana öğünleri atlamak, diyette hiç ekmek yememek, ara öğün yapmamak, yüksek karbonhidratlı besinleri diyette çok sık almak.
• Pilav, makarna, tatlı, mantı, çorba ve börek gibi yemekleri aynı öğünde bir arada tüketmek.
• Kuruyemiş, kuru meyve gibi gıdaları gereğinden fazla yemek.
• Light gıdaları kilo aldırmaz düşüncesi ile fazla miktarda kullanmak.
• Herkesin alması gereken kalori farklıdır. Herkesin yiyebileceği bir porsiyon ölçüsü vardır. Bir besini gereğinden fazla tüketmek de diyetten tamamen çıkarmak da doğru bir hareket değildir. Uzun açlıklar başta karın bölgesi olmak üzere yağlanmayı artırır. Önemli olan sık aralıklarla yeterli miktarda tüketmeyi öğrenmektir.
BOL BOL YÜRÜYÜN VE YÜZÜN

Egzersiz yapmak vücutta genel yağlanmayı azaltan en önemli parametrelerden bir tanesidir. Özellikle yürüyüş ya da yüzme vücutta hem bölgesel hem genel yağlanmayı düşüren iki spor şeklidir. Haftada 4 kez 35-45 dakika tempolu aralıksız yapılan aktivite yağlanmayı azaltır.
KAYNAK:haberdesin.com/

Yeşil Çay Göbek Yağlarını Eritirken Tarçın da kan seviyesini düzenleyerek tokluk hissi yaratıyor.Bunları içerek yağlarınızdan kurtulup tok bir diyet yapabilirsiniz.İşte haberin detyaları...


 Yediklerinize dikkat ettiğiniz halde kilo veremiyorsanız bazı gıdaları beslenme programınıza ekleyerek daha kolay kilo verebilirsiniz.

Tarçın
Yapılan çalışmalar tarçının kan şekeri seviyesini düzenlemede yardımcı olduğunu göstermiştir. Özellikle Tip 2 diyabeti olan kişilerde tarçın iştahı azaltmak için kullanılabilir. Tatlıdan vazgeçemem diyenlerdenseniz kalori eklemeden tat almak için kahve, çay, ya da yoğurdun içine karıştırın.

Yeşil çay
Bazı çalışmalar yeşil çayın karın yağı yakarak vücudu uyardığı ve kilo kaybını teşvik ettiğini göstermiştir. Yeşil cay, metabolizmayı etkileyen fitokimyasal bir yapı içerir. Kilo kaybı konusunda yeşil çaydan destek almak istiyorsanız günde birkaç fincan içmeniz gerekebilir.

Greyfurt
Sindirimi uzun süren ve bol miktarda lif içeren greyfurt yağ yakıcı özelliğe sahip olmasa da daha az kalori alarak kendinizi tok hissetmenize yardımcı olur. Yemekten önce yarım greyfurt yer ya da yarım bardak greyfurt suyu içerseniz yemek sırasında daha az yiyeceğiniz için daha az kalori almış olursunuz.

Karpuz
Su içeriği yüksek olan gıdalar bağırsaklarda daha fazla yer kaplar; bu da yemek için daha az yer bırakır. Birçok çiğ meyve ve sebze de su içeriği yüksek olduğu için midede çok yer kaplarken düşük kalori almanızı sağlar. Karpuz likopen açısından zengin bir kaynaktır ve gün için bazı A ve C vitaminleri almanıza da yardımcı olur.

Armut ve elma
Armut ve elma da lifli meyveler olduğu için su içerikleri yüksektir. Bunların suyu yerine kendisini yemek hem daha fazla lif almak hem de efor harcamak açısından daha sağlıklıdır.

Üzüm
Kalori değeri diğer meyvelere göre yüksek olan üzümü ölçülü tükettiğinizde daha uzun süre tokluk hissedersiniz. Yaş üzüm yerine kuru üzüm tüketmek ise hem kalori değerini düşürür hem de daha uzun süre tok kalmanızı sağlar.

Çiğ sebzeler
Çiğ sebze olağanüstü bir aperatiftir. Açlık hissettiğinizde cips gibi abur cuburlar yerine doğranmış kereviz, havuç gibi sağlıklı aperatifleri tercih ederseniz daha az kalori almış olursunuz.

Yumurta
Çalışmalar sabah protein yemenin daha uzun süre tok tuttuğunu göstermiştir. Simit ya da poğaça gibi besinler yerine yumurta yiyerek daha uzun süre tok kalabilirsiniz. Bir yumurtada 75 kalori vardır; ancak yüksek kalitedeki protein içeriği ve diğer hayati besin maddeleri ile birlikte çok daha sağlıklı beslenmenizi sağlar.
KAYNAK:kadinhaberleri.com




Çocuklarda davranış bozukluklarının pek çok nedeni var. Anne-babayı yeteri kadar görememek, ilgilenmemek, zorla bir şeyler yaptırmaya çalışmak gibi.
Psikolog Ramazan Boyacı çocuğunuzun davranış bozukluklarını engelleyebileceğiniz tüyolar olduğunu belirtiyor.
1-Çocuğunuzun dünyasına girin, onu dinleyin. Onun duygularını keşfetmeye çalışın.
2-Hoş görülü ve kararlı olun.
3-Neden soruları yerine, ne, nasıl sorularını sorun. Kendi çözüm yollarını üretmelerine, düşünce güçlerini geliştirmelerine yardımcı olun.
4-Çocuğunuzun kelimeleri arasındaki duygularına kulak verin.
5-Tutarlı olun. Aile olarak kendinize özgü, açık olarak belirlenmiş, süreklilik gösteren kuralları belirleyin. Gerektiğinde hayır demesini bilin.
6-Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın. Çocuğunuza özel olduğunu gösterin.
7-Sorun meydana getiren davranışların kaynağını bulun.
8-Hatalarını yüzüne vurmak yerine onlara yakınlık gösterin.
9-Karşılıksız sevin ve sevginizi hal ve hareketlerinizle gösterdiğiniz gibi dilinizle de söyleyin.
10-Çocuklarınızı evinizdeki problemlerde çözüm üretme sürecine katılmalarını sağlayın.
KAYNAK SÖZCÜ
--> --> Sağlıklı bir anne-çocuk ilişkisinin temeli, annenin ruh sağlığı ve çocuğa karşı davranışlarına bağlıdır. Hamilelik sürecinde başlayan anne-bebek ilişkisi, doğumdan sonra fiziksel temas ve beslenme yoluyla daha da gelişerek ömür boyu sürecek bir iletişim haline gelir.
Bir çocuğun ilk seveceği ve iletişim kuracağı kişi annesidir. Annenin çocuğunu beslemesi, ilgilenmesi ve onu hayata hazırlaması çocukta sevgi ve güven duygusunu oluşturuyor. Çocuk yetişkin olduğunda bu iki temel duygu aracılığıyla ilişkilerine yön veriyor ve hayatı yorumlarken ilk olarak anneyi örnek alıyor.
Özgüveni artar
Annenin kokusu, vücut ısısı, sesi ve bakışları çocukla aralarındaki bağı güçlendirir. Bu duygulardan yoksun büyüyen çocuk, bir yetişkin olduğunda çeşitli ruhsal sorunlarla karşılaşabilir. Özellikle 0–3 yaş arası anne-bebek ilişkisi, çocuğun ruhsal hayatının ve özgüven duygusunun temelini oluşturur.
Çocuğun anadilini keşfetmesi, yaşadığı dünyayı anlamlandırması ve davranışlarını kontrol etmesi anneyi “taklit” yöntemiyle gelişiyor ve soyut ve somut kavramlar yine anneden öğreniliyor.
Her çocuk biyolojik ve genetik yapısı, zeka, duygusal ve sosyal gelişimi açısından başkalarından, hatta öz kardeşlerinden bile farklıdır. Bu nedenle çocuk yetiştirmenin en önemli noktası, her çocuğa farklı tutumlarla yaklaşabilmek ve içinde bulunulan şartlara göre hareket etmektir. Özellikle ilk 18 ay içindeki eğitim biçimi, çocuğu yetiştirme şekli ve onunla kurulan duygusal etkileşimin çocukta güven veya güvensizlik duygularını oluşturuyor.
Bunlara dikkat!
Bebeklik döneminde anneye bağımlı olan çocuk, 4–5 yaşlarından itibaren “birey” olmayı keşfeder ve bu dönemde annenin davranışlarının da değişmesi kaçınılmazdır.
Bu sancılı dönemde ilişkinin sağlıklı devam etmesini sağlamak için annelerin yapması gerekenler;
Dinleyin ve cevapsız bırakmayın: Dünyaya gözünü açar açmaz size güvenen çocuğunuzun anlattıklarını sabırla dinleyin ve sorularını kesinlikle cevapsız bırakmayın.
Saygı sınırını netleştirin: Çocuğunuzun odasına girerken kapıyı çalmanız, onun da aynı şekilde davranması konusunda size söz hakkı sağlar. Böyle küçük detaylara dikkat ederek çocuğunuzun özel hayata saygı kavramını geliştirebilirsiniz.
Yumuşak ama kararlı bir anne olun: Çocuğunuz “hayır” dediğinizde sinir krizleri geçiriyorsa sakin, yumuşak ama kararlı bir biçimde ona açıklama yapın.
Baba ile iletişimine dikkat!:
Evet, onu 9 ay karnınızda siz taşıdınız ve doğumundan itibaren onunla siz ilgilendiniz. Ama çocuğunuzun gelişiminde “baba” kavramının çok önemli bir nokta olduğunu ve baba-çocuk ilişkisine zaman ve zemin yaratmanın da yine sizin göreviniz olduğunu unutmayın.
Mutsuz evlilik daha zararlı
Anne-çocuk ilişkisine zarar verebilecek en önemli durum, çocuğun mutsuz bir evlilik içinde, plansız gebelik sonucu dünyaya gelmiş olması. Bu durumda savunmasız bir şekilde hayata gözlerini açan bebek, bir süre sonra annesi tarafından kabul edilse dahi babanın tutumları hem anneyi hem de bebeği olumsuz etkiler.

Elma sirkesi ile saç bakımı yaparak saçlarınızda ki kaşıntıdan ve saç diplerinde ki kepeklerden kurtulabilirsiniz. Hem vücuda hem de saç köklerine çok iyi gelen elma sirkesi bir o kadar da pratiktir.
* 1 su bardağı elma sirkesi
* 2 yemek kaşığı kadar mısır nişastası
Malzemeleri derin bir kaseye koyup karıştırıyoruz. Sorunlu bölgeye uygulayarak masaj yapıp 10 dakika kadar bekletelim. Kullanmış olduğunuz şampuan ile yıkayalım.
Not: Kaşıntı,kepek vs gibi sorunları olanlar uygulasınlar. Etkili sonuçları göreceksiniz.
Yüzünüzü yenileyen bakım önerileri:
*Taze ıhlamur çiçek ve yaprakları ezilerek suyu çıkartılır. Elde edilen sıvı ile günde üç defa kırışık ve buruşuk kısımlara masajla tatbik edilir.

*Bir yemek kaşığı ekşimiş hamur ve aynı oranda sirke iyice karıştırılır. Karışım kırışık ve buruşuklara sürülüp bir saat beklenir. Yıkandıktan sonra aynı kısımlara ovuşturularak süt sürülür. İki yemek kaşığı acıbadem ezilir ve bir yumurta sarısı ile krem haline getirilir. Kırışık ve buruşuk kısımlara sürülür ve bir saat sonra yıkanır.

*Bir yemek kaşığı limon suyu, bir yemek kaşığı zeytinyağı ve bir yumurta sarısı karıştırılıp yüze sürülür. Kuruyuncaya kadar beklenir ve su ile yıkanır.

*Pelin otunu sıcak suda demleyin ve süzün. Elde edilen posaya badem yağı karıştırılarak krem kıvamına getirilir. Yatmadan önce cilde sürülür.

*İki avuç kayısı, maydanoz ve gelincikle hazırlanacak bir karışım cildinizi yenileyecek ve lekesiz cildinizle yaşlanmaya meydan okuyacaksınız!

İnsanın yüz güzelliğinde gözler en büyük rolü oynar. Birçok etken göz güzelliğinizi bozmaya sebep olur. Bu etkenler başta uykusuzluk, kullandığınız ilaçlar, yorgunluk, madde bağımlılığı sigara büyük etkendir. Güneş ışınlarına maruz kalmak ve stres ile sıkıntıdır bu ekteler. Bu etkenlerin oluşturduğu morluklar, gözaltı esmerleşmeleri, şişkinlik, kızarıklık bunların hepsinin toparlanıp tek bir ad verilmesi gözaltı morluğudur. Evinizde bulunan sıradan bir krem ya da kür kullanmadan önce rahatsızlığınızın asıl sebebini bilmekte fayda var.
Gözaltı morlukları için evinizde hazırlayabileceğiniz çözümler:
*Salatalık ya da patates suyu pamuk yardımıyla gözaltlarına uygulanabilir.

Salatalık suyuna biraz limon sıkın ve problemli bölgeye uygulayın.
Günde en az 1,5 litre su için.
Uyumadan önce yüzünüzü yıkadıktan sonra badem yağı ile gözaltlarınıza hafif hafif masaj yapın.
Her gün yeterli miktarda sebze ve meyve yediğinizden emin olun.
Pamuğu gül suyuna batırın ve sıktıktan sonra gözlerinizin üstüne koyun ve birkaç dakika bekleyin.
Birkaç adet nane yaprağını alın ince kıyın ve ezin. Daha sonra bunu gözaltlarınıza koyun ve 15 dakika bekleyip yıkayın.
Bakım yaparken gözünüze kaçırmamaya dikkat edin.


Genellikle çocuklarda ve hamile kadınlarda çokça görülen kansızlık, fazla önemsenmese de büyük sorunlara neden olan bir hastalıktır. Yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık gibi belirtiler kansızlığın habercisi olabilir.


tabule dergisinden alınmıştır..
Leke ve çiller için maske:
Malzemeler:
--> - 2 yemek kaşığı yoğurt
- yarım limon suyu
- yarım çorba kaşığı salatalık suyu

Uygulama: Malzemenin tamamını karıştırdıktan sonra göz çevresine ve dudak kenarına yaklaştırmadan yüzünüze sürün

20 dakika etki etmesini bekledikten sonra yüzünüzü ılık su ile durulayın.

Haftada 3 kez uygulanabilir.


Bir başka maske tarifi de şöyle:

Malzemeler
- 1 litre süt
- 1 salatalık
- 3 yaprak marul
- Tatlı badem yağı

Uygulama
1. Malzemeleri karıştırarak blendırdan geçirin ve pişirin.
2. Ezdikten sonra süzün ve cam bir şişeye koyduktan sonra içine 20 gram tatlı badem yağı katarak buzdolabında muhafaza edin.
3. Bu karışımla cildinizi hem temizleyebilirsiniz hem de nemlendirebilirsiniz. Vücudunuzda da kullanabilirsiniz.
Kaynak:sabah.com.tr
"The New York Times" gazetesinden

1. Salatalık, günlük ihtiyacınız olan birçok vitamini içerir. Tek bir salatalıkda Vitamin B1, Vitamin B2, Vi
tamin B3, Vitamin B5, Vitamin B6, Folik Asit, Vitamin C, Kalsiyum, Demir, Mağnezyum, Fosfor, Potasyum ve Çinko ihtiva eder.

2. Öğleden sonra yurgunluk mu hissettiniz? Kahveyi, çayı, soğuk içecekleri bir taraf bırakın ve bir Salatalık yiyin. Salatalık iyi bir B vitaminler ve Karbohidratlar kaynağıdır ve yediğinizde saatler sürecek yorgunluğunuzu kısa bir sürede ortadan kaldırır.

3. Banyo veya duştan sonra aynanızın buğulanmasından şikayetçi misiniz? Bir salatalık dilimini alıp aynayı ovun. Hem buğulanma yok olacak hem de pırıldayan bir aynaya ve nefis bir kokuya sahip olacaksınız.

4. Haşereler bahçenizi veya saksı bitkilerinizi mahvediyor mu? Bahçeniz için bir aluminyum tabağa (ya da aluminyum folyoya) hıyar dilimlerini koyup, ortada bir yere yerleştirin. Saksılarınıza ise birkaç dilimi toprağın üzerine yine aluminyum tabak veya folyo ile yerleştirin. Bütün mevsim haşerelerden kurtulacaksınız.salatalıkdaki kimyasallar aluminyum ile etkileşerek insanların algılayamadığı ama haşereleri deli eden bir koku yayar ve onların ortadan kaybolmalarına neden olur.

5. kırışıklıklara da iyi gelir (özellikle de göz civarındaki).


6. Özellikle diyet yapanlar, açlık dürtünüzü ortadan kaldırmak mı istiyorsunuz? salatalık yiyin.

7. Evinizde ayakkabı boyanız mı kalmadı? Taze kesilmiş bir salatalık ile ayakkabınızı ovalayın. İçerdiği kimyasallar ayakkabınıza hem harika görünen bir parlaklık verir hem de deriyi su geçirmez hale getirir.

8. Evinizde bir kapı, pencere ya da benzer bir şey gıcırtı mı yapıyor? Bir dilim salatalığı alıp gıcırtı yapan yerlere sürtün (tabii sürtünme yapan yerlere, menteşenin dışına değil!!) gıcırtı gidecektir.

9. Kendinizi gergin, bitkin mi hissediyorsunuz (özellikle ders çalışan öğrenciler, yeni bebek sahibi olmuş anneler ve diğer herkes) ? Bir tas kaynar suyun içine bir bütün salatalık ince dilimler halinde keserek koyun. Tası da bulunduğunuz odada uygun bir yere koyun. salatalık daki kimyasallar ve diğer besinler kaynar suyun içine girince tepki gösterirler ve suyun buharı ile birlikte bulunduğunuz odaya yayılarak nefis bir aroma yayarlar. Bu aroma sizlerin tüm gerginliğini alarak sakin kişiliğinize dönmenizi sağlayacaktır. Özellikle öğrenciler bunu denemelidir.

10. Yemek yediniz (örneğin kebap) ve ağzınızdan kötü koku yayıyorsunuz. Bir hıyar dilimini alıp dilinizle damağınıza yerleştirin ve en az 30 saniye öyle tutun. Ağzınızda kötü kokulara neden olan bakterilerin fitokimyasallar sayesinde ölmesi nedeniyle bu sorundan kurtulmuş olacaksınız. (Soğan-sarmısak kokusu konusunda bir bilgi yok. Bunu da siz deneyin ve sonucu görün.)

11. Evyelerinizi, lavabolarınızı çevreye zarar vermeyecek bir şekilde temizlemek ister misiniz? Bir dilim salatalığı alıp temizlemek istediğiniz yeri ovun. Sadece yılların birikimi lekeleri kirleri temizlemekle kalmaz, ayrıca güzel bir parlaklık verir temizlediğiniz yere. Bunun yanında elleriniz de o temizlik malzemelerin verdiği zararlardan kurtulmuş olur.

12. Kalemle yazarken bir hata yaptınız ve hatayı silmek istiyorsunuz.salatalık kabuğunu alıp yavaş ve nazikçe silmek istediğiniz yazıya sürtün. Boya kalemlerinde ve keçe kalem yazılarında da oldukça yararlı. (Bilirsiniz bazen çocuklarımız duvarlara yazılar yazar, resimler yaparlar. Onlarda da deneyebilirsiniz.)



Eyeliner uygularken bilmeniz gereken en önemli şey, mümkün olduğunca ince çizgilerle çizilmesinin gözü daha güzel göstereceği ve teninize uygun bir renk tonu yakalamanızdır...

Siyah göz kalemi, siyah saçlı, esmer tenli bayanlar için çok uygundur. Esmerler dışındaki bayanlarda bu renkte bir göz kalemi ve eyeliner iyi sonuçlar vermeyebilir. Beyaz tenli kadınlar yumuşak kahverengi ya da gri tonlarını tercih etmelidirler. Gece ise, göze sürülen fara uyan renkli bir kalem tercih edilmelidir.



Eyeliner'ı çok ince uçlu bir fırçayla sürmek güzel bir görüntü oluşturacaktır. Eğer eyeliner sürmeyi bir türlü beceremiyorsanız işte size bir öneri. Mümkün olduğunca aşağıya doğru bakın ve elinizle gerdiğiniz üst gözkapağınızdaki kirpiklerin dibine mümkün olduğunca yakın bir çizgi çekin. Bu çizgi göz kuyruğunda sona ermeli, dışa doğru uzamamalıdır.

Alt gözkapağına kesin bir çizgi çizmek istemiyorsanız, buraya eyeliner'la yanyana noktalar yapın veya eğrilemesine kısa kısa çizgiler çizin. Bazen gözün üst kapağındaki kirpiklerin altına çizgi çizilmesi de hoş bir görünüm kazandırır. Bunun da yine ince ve düzgün olmasına dikkat edin.
Kaynak:mahmure.com



Kalın kaş modası devam ediyor, peki kaşlarınızı nasıl vurgulayacağınızı biliyor musunuz?

Kaş setinde bulunan açık ve koyu tonlar ile kaşınıza uygun rengi yakalayabilirsiniz. Doğru tonu bulup eğimli fırça ile kaşlarınızdaki boşlukları doldurun. Ardından beyaz vaks fırçası ile vaksı yukarı doğru ve kısa hareketlerle uygulayarak farı sabitleyin. Bu aşama farın kaşlarınızdan uçmasını engelleyecek ve gün boyu kalıcı olmasını sağlayacaktır. Kaş farını kullanarak kaş kaleminden daha doğal bir görünüm elde edeceksiniz.

Daha da etkileyici görünmek için parlak bir göz makyajı kullanabilirsiniz. Artık büyüleyici gözlere sahipsiniz! mahmure.com

Amerika'dan gelen yeni bir diyet trendi, diyete olan bakış açısını değiştiriyor. Amaç; yemeyi sevmek, tadını çıkarmak ve doyana kadar yemek!

Diyet yaparken sürekli midenizin zil çalmasından şikayetçiyseniz, imdadınıza Amerika'dan gelen yeni bir diyet trendi yetişiyor: Volumetrik Diyet! ''Hacim Diyeti'' olarak da adlandırabileceğimiz bu diyet trendi, yeni bir çığır açıyor. Çünkü temeli, ''doyana kadar ye'' prensibine dayanıyor.

Nesnelerin hacmini ölçmeye yarayan bir birim olan ''volumetri''den adını alan diyet yöntemi, besinleri kalori değerlerine göre değil, hacim değerlerine göre sınıflandırıyor. Bir örnek vermek gerekirse: 15 tane üzüm, tartıda 100 gram geliyor ve kalorisi de 70 civarında. 15 tane kurutulmuş üzüm ise en fazla 20 gram ve onun da kalorisi 70 civarında. Peki, 100 gram üzümle mi doyarsınız, yoksa 20 gram kuru üzümle mi? Her ikisinin de kalorisi aynı ise, daha hacimli olan taze üzüme uzanmaz mı şimdi eliniz? Bu soruya ''evet'' deme ihtimaliniz çok yüksek. Zaten araştırmalar da bunu gösteriyor.
Pennsylvania'da yapılan bir araştırmaya göre insanlar, ''doyana'' kadar yemek yiyor. Bu durumda ''ne'' yediğinin pek bir önemi kalmıyor. Düşük kalorili de olsa, yüksek kalorili de olsa, temel amaç ''doydum'' hissini yaşamak! Bu araştırmadan yola çıkarak ''Volumetrik Diyeti'' geliştiren Beslenme Uzmanı Barbara Rolls, normalden daha az yiyerek zayıflamanın çok zor olduğunun altını çiziyor: ''Besinleri kısarak yapılan diyet, ilk başta kilo verdirir ama uzun vadede başarılı olamaz. Çünkü 'açlık' hissinin bastırılması gerekiyor!''
Bir günlük örnek mönü
SABAH: Aç karnına bir bardak su için. Ardından büyük bir kase içine; yulaf ezmesi, taze meyve parçaları koyun. Bu karışıma yağsız süt, yoğurt ya da meyve suyuyla hacim kazandırın.
ARA: Bir patates salatasının içine bolca salatalık doğrayın. Bu, salatanızın hem hacmini artıracak hem de daha doyurucu olacak.
ÖĞLE: Sade suya tirit tarzı çorbanızın hacmini artırmak için kepekli makarna ve sebzelerden faydalanın. Makarna yerine bulgur, yarma, pirinç gibi bakliyatlar da kullanabilirsiniz. Kurubaklagiller de çorbaya ayrı bir lezzet ve hacim katar. İsterseniz içine arada bir tavuk, balık ya da et parçaları atın. Eğer zengin bir çorba içme şansınız yoksa; balık ya da tavuk filetonun yanında bol salata ve sebze yiyebilirsiniz. Ardından küçük bir sütlü tatlı ya da meyve alabilirsiniz. Bol bol su içmeyi unutmayın!  Elele

Siyah Noktalar İçin Maskeler
Yulaf Unu Maskesi
-Bir çorba kaşığı yulaf unu biraz suda pişirilir. Koyu bir bulamaç halini alınca içine bir tatlı kaşığı badem unu katılır ve yüz bu karışımla ovuşturulur. Gerekirse bu işlem bir süre her gün uygulanabilir.

Limon Ve Yumurta Maskesi
-Yarım limonun süzülmüş suyuna, bir yumurtanın akı katılıp kabartılır. Bu işlem için alüminyum kabın kullanılması tavsiye edilir. Karışım koyula-şıncaya kadar hafif ateşte ısıtılır. Sonra küçük bir kavanoza aktarılıp etiketlenir. Kullanılmak üzere buzdolabında saklanır. Buzdolabına konmayacaksa, karışımın içine eczanelerde bulabileceğiniz asilbent tentürden 3- 4 damla katılmalıdır.
Bal Maskesi
-Bal cildi besler, temizler ve nemlendirir. Ayrıca siyah noktalardan kurtulmaya da yardımcı olur. 2- 3 çorba kaşığı bal, yüzdeki siyah noktaların üzerine yayılır. Eğer cilt çok lekeliyse, bala biraz susamyağı katılmalıdır. Karışım, yüzde 15 dakika veya daha fazla tutulduktan sonra, yüz ılık suya batırılmış bir pamuk yardımıyla yumuşak hareketlerle temizlenir. Temizlendikten sonra gözenekleri sıkıştıran bir losyon sürülür. Bal,
yulaf unuyla da karıştırılıp kullanılabilir.
Limon suyu, Yoğurt Maskesi
-
 Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı, gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin. Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.
Faydası: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler, nemlendirir ve yağ miktarını dengeler.


Normal Ve Kuru Cilt İçin Maskeler- Kabuğu soyulan bir elma ince rendelenir ve 1 yemek kaşığı dolusu krema ile iyice karıştırılır.Yüze, boyuna ve dekolteye uygulanır ve 10 dakika etkilemeye bırakıldıktan sonra ılık suyla durulanır.
-1 çay kaşığı glikoz, 10cl sirke, 1 yumurta sarısı iyice karıştırıldıktan sonra, 40cl ayçiçek yağı eklenerek, krem kıvamı alana kadar karıştırılır. Bir cam kaba koyularak soğukta saklanır. Kremle nemlendirilen pamukla, deri dairesel hareketlerle iyice temizlenir ve ılık suyla yıkanır.
-100cl gülsuyu hafifçe ısıtılır, 25gr süttozu ve 1 yemek kaşığı çiçek balı eklenerek iyice karıştırıldıktan sonra, 30gr bademyağı eklenir ve yine iyice karıştırılır. Cam bir kapta, soğukta saklanır. Bu sıvı ile deri iyice ovuşturulur ve daha sonra yumuşak ıslak bir bezle veya pamukla temizlenir.
-2 yemek kaşığı krema, 1 yemek kaşığı çiçek balı ile karıştırılır ve mayonez kıvamı alana kadar ayçiçek yağı eklenerek iyice karıştırılır. Akşamları maske olarak 10 dakika süreyle yüze uygulanır. Sonra yüz ılık suyla iyice yıkanır.
-1 orta boy salatalık, kabuğu soyulduktan sonra robottan geçirilir ve tülbentten geçirilerek 1/2 limonun suyu, 25gr bademyağı ve 50cl havuç suyu eklenerek iyice çalkalanır. Akşamları bu sıvı ile nemlendirilen pamukla deri iyice temizlenir. Kullanımdan önce çalkalanmalıdır.
-2 orta boy havucun suyuna, 1 yumurta sarısı ve 1 kahve kaşığı ayçiçek yağı karıştırılarak iyice çalkalanır. Deri bu sıvıyla ovuşturulur ve 15 dakika etkilenmeye bırakılır. Daha sonra ılık suyla yıkanır.
Kuru Ve Kırışık Ciltler İçin Maske1 adet orta boy patates yıkanıp rendelenir ve suyu çıkarılır. kağıt mendille akşamları cilde kompres yapılır. çizgilere çok iyi gelir.
Karma Ciltler İçin Maske
Havuç, limon, salatalık, su teresi, maydanoz ve elma
Bu sebzelerin suyunu sıkıp elde edeceğiniz karışımı içebileceğiniz gibi, vücudunuza da sürebilirsiniz.
Cildinizin bunları emmesi için durulamadan önce birkaç dakika beklemeniz gereklidir.
Yağlı Cilt İçin Çökelek Maskesi4 yemek kaşığı dolusu çökelek, 10 mili litre(ml) adaçayı, destile suyu, 10 ml gülsuyu, 1 kahve fincanı ılık süt mikserde iyice karıştırılır. Yüze ve boyuna uygulanarak 30 dakika etkilemeye bırakılır.sonra yıkanır.
Karma Ciltler İçin Maske 1 tatlı kaşığı mısır unu, 1 tatlı kaşığı yoğurt, 1 tatlı kaşığı bal karıştırılır, cilde uygulanır 20-25 dakika bekletildikten sonra cilt yıkanır.
(siyah noktaları yok eder. )
Olgun Cilt İçin Yeşil Çay MaskesiBir bardak su kaynatılır ve 5 dakika bekletilir. 1 yemek kaşığı dolusu yeşil çay eklenerek, 5 dakika demlendirilir, süzülür ve soğumaya bırakılır. Bu arada, 3 yemek kaşığı bademyağı ve 1 yemek kaşığı dolusu çiçek balı iyice karıştırılır. Yeşil çay bu karışıma yavaş yavaş eklenirken karıştırmaya devam edilir. Maske, yüze, boyuna ve dekolteye uygulanır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır sonra yıkanır.


-->
TÜRK Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, Sağlık Bakanlığı'nın gıdalardaki tuz oranlarına ilişkin tedbirler aldığını belirterek, "Önümüzdeki günlerde gıda maddeleri üzerinde tuz oranını gösterir etiketler yer alacak" dedi.
--> Türk Nefroloji Derneği Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, peynir, zeytin ve salça gibi ürünlerdeki tuz oranlarının yüksekliğine ve bunun insan sağlığına olumsuz etkilerine dikkati çekti. Prof. Dr. Süleymanlar, "Sağlık Bakanlığı tarafından gıdalarda kullanılan tuz oranına dikkat edilmesi için tedbirler alınıyor. İlk olarak ekmekteki tuz oranı 1.75'den 1.55'e düşürüldü. Önümüzdeki günlerde gıda maddeleri üzerinde tuz oranını gösterir etiketler yer alacak" dedi.Bu yılın 'Dünya Böbrek Günü'nü de kapsayan 10-16 Mart günleri arasında 'Dünya Tuza Dikkat Haftası' olduğunu belirten Prof. Dr. Süleymanlar, sağlıklı yaşam için günde 5 gram tuz alınmasının yeterli olduğunu, oysa Türkiye'de günlük tuz tüketiminin bunun üç katı olduğunu söyledi.
Aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon, kalp hastalıkları, inme ve kronik böbrek hastalığı için çok önemli risk faktörü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlar, "Ayrıca mide, akciğer ve mesane gibi bazı kanserlerle ve osteoporozla da ilişkisi gösterilmiştir. Günlük tuz tüketiminin 5, 6 grama düşürülmesi kalp hastalıkları, inme ve kronik böbrek hastalığına bağlı ölümleri yüzde 20 oranında azaltabilir. Siz de sağlığınız için daha az tuz tüketin" diye konuştu.
KAYNAK:habervitrini.com/saglik/az-tuz-cok-saglik-761578/


Acıbadem Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serkan Duyuler gebeler için kalp hastalıkları anne ve bebek için risk faktörlerinden biri olduğunu belirterek gebe kalmadan önce kalp hastalıklarının farkında olmak ve gerekli önlemleri almanın, büyük önem taşıdığını açıkladı.
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Duyuler, kalp hastalıklarının gebelik üzerindeki etkisi ve gebeliği riskli hale getiren sorunlar hakkında merak edilenlerle ilgili bilgi verdi.
Dr. Duyuler, gebelerdeki kalp hastalıklarının anne ve bebek için risk faktörlerinden biri olduğunu belirterek “ Daha öncesinde bilinen kalp hastalığı olmayan kadınların yaklaşık yüzde 4’ ünde gebelik esnasında kalp hastalığı ile karşılaşılabilmektedir. Gebelik esnasında dolaşım sisteminde oluşan belirgin değişiklikler özellikle kalp hastalığı varlığında istenmeyen sonuçlara neden olabilmektedir” dedi.
GEBELİK ESNASINDA KALBİMİZDE NE GİBİ DEĞİŞİKLİLER OLUYOR?
Gebelikte vücudun artan ihtiyaçları karşılamak için çeşitli değişiklikler yaptığına dikkat çeken Dr. Duyuler, “ Kalp hızı istirahatte dahi artar. Bu durum kendini çarpıntı olarak gösterebilir. Kan hacmi artarken göreceli bir kansızlık oluşabilir. Kan basıncında hafif düşüş gözlenebilir. Özellikle sırt üstü yatınca bebeğin karın içi damarlara baskı yapmasıyla bu durum daha belirgin olabilir. Vücudun su tutmasına bağlı olarak bir miktar ödem olabilir. Hafif halsizlik, çabuk yorulma, nefes darlığı gözlenebilir” ifadesini kullandı.
NE GİBİ DURUMLAR ANORMAL OLARAK KABUL EDİLİYOR?
Dr. Duyuler, göğüs ağrısı, istirahatte nefes darlığı, gece uykudan uyandıran nefes darlığı, uzun süren ataklar şeklinde olan çarpıntılar ve yüksek tansiyonun her zaman değerlendirmesi gerektiğini ifade ederek bunların yanı sıra doktor muayenesinde anormal sayılacak üfürümlerin olması ve anne adayında siyanoz denilen özellikle dil ve dudaklardaki morarmanın da kalp hastalığı bulgusu olabileceğini kaydetti.
GEBELERDE SIK KARŞILAŞILAN KALP HASTALIKLARI NELERDİR?
Dr. Duyuler, gebelikte sık karşılaşan kalp hastalıklarını ise şöyle sıraladı:
“Doğuştan gelen kalp hastalıkları ve romatizmal kapak hastalıkları sıklıkla karşılaştığımız durumlardır. Ancak kardiyomiyopatiler yani kalp kası hastalıkları da sık rastlanmasa da kalp yetmezliği ile sonuçlanması açısından büyük önem taşıyor. Bu hastaların yarısında kalp yetmezliği iyileşebilirken yarısında kalıcı olabiliyor. Hipertansiyon gebelerin yaklaşık onda birini etkileyen önemli bir sorun.”
GEBELİĞİN YASAK OLDUĞU KALP HASTALIKLARI VAR MI?
Günümüzde birçok kalp hastasının yakın takiple sorunsuz veya çok az sorunla gebeliklerini tamamlayabildiğine dikkat çeken Dr. Duyuler, şunları dedi:
“ Ancak yine de ciddi kalp yetmezliği varlığı, düzeltilmemiş doğuştan gelen kalp hastalığı olanlar, ciddi akciğer basınçlarında yükseklik, ciddi kalp kapak darlığı ve aort damar genişlemesi olanlarda gebelik önerilmemektedir. Bu hastaların gebe kalmadan önce doktorlarına danışmalarında ve hastalıklarının ciddiyetinin değerlendirilmesinde büyük fayda vardır. Ayrıca bu değerlendirme ile doğumun hangi yöntemle daha sorunsuz geçeceğine de karar verilebiliyor.”
DEĞERLENDİRME NASIL YAPILIYOR?
Dr. Duyuler, hastanın ayrıntılı bir fizik muayenesinden sonra ihtiyaç duyulması halinde ekg ve ekokardiyografi gibi tetkiklerle bu hastalıkların değerlendirmesinin yapılabildiğini ifade ederek şunu dedi:
”Sık karşılaştığımız bir soru da bu tetkikin radyasyon yayıp yaymadığıdır. Ekokardiyografi ultrasonografiye benzer bir tetkik ve genel olarak güvenli kabul edilmektedir.”
KAYNAK:habervitrini.com/saglik/anne-adaylari-bu-riske-dikkat-761576/

Şifalı çay elde edilen şifalı bitkiler

Bitki Çayı Nasıl Hazırlanır?
            IHLAMUR
     
     Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa sebep olabilir. 
     
     Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı, kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir. 
      
     YOGİ ÇAYI
     
     Hintli yogilerin içtiği baharatlı bir çay. Tam da kış mevsimine uygun, yani ısıtıcı. Ayurvedik bir çay yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. Dilerseniz sütle karıştırıp için. 
      
     ISIRGAN
     
     Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir. 
      
     BİBERİYE
     
     Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi ağır yemeklerden sonra içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit, başağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarına da birebirdir. Hoş bir tat vermesi açısından biberiye çayına bir parça da kabuk tarçın atabilirsiniz. 
      
     REZENE
     
     Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz. 
      
     HİNDİBA
     
     Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba iyi bir idrar söktürücüdür. Karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının baş köşesine oturtması gereken otlardan biridir hindiba ve bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır. Hindiba köklerinden yapılan kahve iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır. 
      
     NANE
     
     Nane çayı, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane, nefes darlığında da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konur, üzerine taze veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanır, sabaha kadar bırakılır. 
      
     KEKİK
     
     Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağıln baharatların karışımndan elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor. 
      
     ZENCEFİL
     
     Ayurveda ve Çin Tıbbı’nda 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil, zerdeçal ve bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar. 
      
     ADAÇAYI
     
     Kızılderililerin kutsal bitkisi sayılan adaçayı, Akdeniz yöresinde bol bol yetişir. Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz. 
      
     ELMA
     
     Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, baş ağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır, göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz. 
      
     kadinca.mynet.com