Her kadının hayalidir estetik ve güzel bir vücuda sahip olmak.Giydiklerinin hakkını vermek.Oldukça seksi ve canlı olmak…Tüm bunların gerçekleşmesi için formumuzu korumalıyız.Tabiki çoğu zaman diyet, egzersiz, rejim vs. yapsakta başarılı olmayız.Bunun için kendinizle barışık olmak çok önemli.

Giydiklerinizi kendinize yakıştığını düşünmelisiniz ve sizi olduğunuzdan daha güzel gösterecek kıyafetler seçmelisiniz.İşte bunun için sizlere birkaç öneride bulunacağım.Fazla kilolarınızdan kurtalamıyorsanız bu yöntelerle fazlalıklarınızı saklayabilirsiniz;)

Kiloları Gizlemek İçin



Kalçalarınızı daha küçük göstermek için..

İpek, saten gibi akıcı umaşlı elbiseler vücudunuzdan kayarak dökümlü bir hava verir. Kalın kemer ile vücudunuzu bölerek orantı sağlayabilirsiniz. Ayrıca kolye de dikkat dağıtmak için iyi bir seçim olabilir.

Bacaklarınız daha uzun görünsün..

Natürel ve tek renkte mini elbise bacakları olduğundan daha uzun ve ince gösterir. En önemli nokta ayakkabılar.. Ten rengiyle bütünleşen ayakkabılar sizi daha uzun gösterebilir. Uçuk pembe, metalik ve ten rengi olanlar ideal..

Kıvrımlara dikkat..

A kesimli bir eteği V yakalı bir hırka ile kombinelediğinizde vücudunuz daha orantılı görünür, kıvrımlarınızı da kamufle edersiniz. Eteği yanındaki cepler kalçalarınızı kamufle ederek daha ince bir görünüm sağlar. Üst kısmınız zayıfsa hırkanızı açık renklerden seçerek kıvrımlarınızı orantılayabilirsiniz.

İnce görünmek için..

Skinny jean üzerine uzun, salaş bir hırka daha ince bir görünüm yaratır. Hatta daha uzun boylu görünmeniz sağlar. Kalın kumaşlardan uzak durun. Renk tonlarının birbirine yatkınlığına dikkat edin. Ayakkabılarınız pantolonunuzla aynı renk olsun.

Omuzlarınızı güçlendirin..

Geniş yakalı elbiseler omuzlarınızı daha güzel gösterir. Karpuz kollar ve boyundan bağlı modeller ideal seçimlerdir. Çok tercih etmiyor olsanız da ceket seçimlerini abartılı olmamak şartıyla vatkalı olanlardan yana kullanın. Sivri yakalı ceketler daha havalı bir görünüme sahip olmanızı sağlar.

Göbeğinizi kamufle edin..

Bol bir bluz göbeğinizi gizlemenize yardımcı olur. Üzerinize giyeceğiniz bir blazer ceket ise hem bluzunuzu gösterir hem de modern bir görünüm sağlar. Koyu renkler ince gösterir ancak kahverengi renk sadece ince göstermez aynı zamanda hatlarınızı da gizler.

Kıvrımlarınızı dolgunlaştırın..

Drapeler dolgun görünmeniz için ideal.. Bol drape daha dolgun görünüm demek.. Boynunuza takacağınız bol taşlı bir kolye dikkat çekerek zengin bir görünüm sağlar. Özellikle göğüs kısmınız için içi pedli modelleri tercih edebilir, gece kıyafetlerinde derin dekolte kullanabilirsiniz.
-->

Kadınların kilo vermeyi işte böyle sabote ediyor:

1. Kıtlık hissi
Bir anda çok fazla kalori eksiltmek vücudun aldıklarını yakmasına değil depolamasına yol açar. Aniden büyük bir açlıkla karşı karşıya kalan vücut, kıtlık zamanı sinyalleri vermeye ve önemli işlevleri için harcamak üzere, kas kitlesinden de yakmaya başlar.

Çözüm: Evet, kilo kaybetmek için kalori kesmeniz gerek, ama hepsini değil. Etkili bir kilo verme için size önerimiz, çareyi ölüm diyetlerinden değil, bol bol egzersiz yapmakta aramanız.

2. Ya hep ya hiç
Sizin felsefeniz ya hep ya hiç. Yani ya salatalığın dilimlerini sayıyorsunuz ya da hiç hesapsız, büyük hamburger mönüsünü elmalı tartla tamamlıyorsunuz.

Çözüm: Önemli olan, rejim yapmayı, sadece belirli bir süre devam ettirilecek bir kür değil, yaşam boyu izlenecek bir yaşam biçimi gibi görmeniz.

3. Hızlı yemek
Hızlı yemek yiyen kişilerin mideleri, daha beyne doymuş olduğu sinyalini veremeden çok fazla yemekle doldurulmuş oluyor.

Çözüm: Ağzınıza aldığınız her lokmadan sonra çatalınızı tabağınızın kenarına bırakın ve yavaş yavaş çiğnediğiniz lokmanız bitene kadar tekrar elinize almayın.

4. Beyaz ekmek
Rafine edilmiş beyaz ekmek, makarna ve pirinç çeşitleri çok az lif içerir. Az lifli yiyecekler yerine, bol lifli olanları tercih etmeniz metabolizmanız için çok daha iyi.

Çözüm: Beyaz ekmek, makarna, pirinç ve patates gibi lif oranı düşük yiyecekler kan şekerini hızla yükseltir. Uzmanlar bunların yerine kepekli ekmek ve lif açısından zengin yiyecekleri tüketmenizi öneriyorlar.

5. Egzersiz
Egzersiz tabii ki kilo vermek için vazgeçilmez, ama siz pizzaları hamburgerleri güzelce tüketirken tek başına yetmez.

Çözüm: Egzersiz yapıyor olmanın rahatlığıyla yiyeceklere sarılmayın. Özellikle porsiyonların miktarı en çok dikkat etmeniz gereken nokta.

6. Aç ve susuz
Kilo vermeye çalışanların en yakın dostu, sudur. Toksinlerden arınmak, kasların canlılığını korumak ve metabolizmanızın hızlanmasını sağlamak suyun görevidir. Su sayesinde sıcak yaz günlerinde daha rahat egzersiz yapmanız da mümkün.

Çözüm: Güne bir sürahi su doldurarak başlayın ve günün sonuna kadar bunu bitirmeyi hedefleyin.

Sakinleşmek için 5 dakikanız var

Gerginliğinizi kontrol altına almanız için yapmanız gereken birkaç öneri

Sakinleşmek için yaptığınız uzun meditasyon seanslarını unutturacak, stresinizi kontrol altına alacak bu öneriler sayesinde kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

1. Adım: 2 Dakika

Sessiz bir ortamda saatlerce meditasyon yapmanıza gerek yok. Bunu istediğiniz zaman her yerde yapabilirsiniz. Bir yere oturup derin nefes alın, sadece  vücudunuzun  ne hissettiğine odaklanın. Sırtınızı sandalyey iyice yaslanın, ayaklarınızı sağlam bir şekilde yere basın ve kollarınızı iki yanınızda serbest bırakın. Şakaklarınızdan başlayarak gerginliği vücudunuzun hangi bölgelerinde hissettiğinizi anlamaya çalşın. Hiçbir şeyi düşünmeyin ve odaklanın.

2. Adım 30 Saniye

Kendinizi en stresli hissettiğiniz anlar, aynı anda tüm problemlerinizi odaklandığınız anlardır. Böyle zamanlar, çevrenizdeki herkesin sizi kışkırttığını ve sinirlendirdiğini düşünmeniz için ise son derese uygundur. Meditasyon yapmak için oturduğunuzda ' çok stresliyim ve daha az stres sahibi olmak istiyorum' diye düşünüp bunu tekrar etmek yerine, kendinizi konsantre olup zihninizi  boşaltırsanız çok daha kolay ve çabuk sakinleşirsiniz.

3. Adım: 2 dakika

Şimdi derin nefesler alıp verdikçe duygularınızda neyin artıp neyin azaldığına odaklanın. Vücudunuzu rahatlamaya zorlanmayın ve sadece ne hissettiğinizi anlamaya çalşın. Derin nefes alın 10'a kadar sayın ve yaşança nefes verin. Bunu birkaç kere daha tekrarlayın.

4. Adım: 30 Saniye

Son 30 saniyede ise zihninize tamamen özgür kalması için izin verin. Nefes alıp vermeye odaklanmayı bir kenara bırakın ve sadece ne yapmak istediğinizi düşünün. Bu sayede doğal bir şekilde rahatladığınızı ve tüm problemlerinizden uzaklaştığınızı hissedeceksiniz. Bunları bir kere yaptıktan sonra rahatlamak için sadece 5 dakikaya ihtiyacınız olduğunu anlayacaksınız. (iVillage)

Erkekler, evlilik bağıyla bağlanmaktan korktuklarını, tavırlarıyla sergilerler. Erkeklerin bağlanmaktan bu kadar korkmalarının nedenini bir de kendi ağızlarından duymaya ne dersiniz? İste erkeklerin evlilik öncesindeki korkulu itirafları…

Erkekler sorumlulukların ilişkiyi bozacağını düşünüyor! Erkek için evlilik bilgiye dayalı bir tahminler dizisidir. Öte yandan, hepsi olmasa da bazı kadınlar için ise hayat sezgiden ibarettir.

Durumun erkekler için böylesine korkutucu olmasının nedeni de budur. Kadınlar durgun akan nehirde aheste kürek çekerken, erkekler açık denizde bir başlarına kaldıklarını hissederler.

1. O hayati cümleyi duymak: Hastalıkta ve sağlıkta… (Gardiyan gelir, hapishane kapısı kapanır.)

2. Her milletten meyvelerin tadına bakma hayalinden vazgeçmek. (Şahane bir aşk ve şehvet seline kapılıp bir çiçekten öbürüne konmak)

3. “Ya?” kuruntusuna kapılmak. (Ya başka bir kadına âşık olursam?)

4. Boşanmak. (Yanlış ata oynamak gibi)

5. Anne – babanın başarısız evliliklerini tekrarlamak. (ya da anne – babanın mutlu evliliğini tekrarlamak, günün birinde karısına “Meleğim”, “Balım” ya da “Aşkım” diye hitap etmek)

6. Başkanlık mevkiinden ve Eğlence şirketi müdürlüğünden feragat etmek. Sonra da Uzlaşma denen şirketin yönetim kuruluna hesap vermek zorunda kalarak, her kararın günün birinde insanin neşesini kaçıran bir teftişten geçeceğinin tamamen bilincinde olmak.

7. Evcilleştirilen Kocalar Kardeşlik Derneğinin aktif üyelerinden biri haline gelmek.

8. Ezbere bir hayat. (sıkıntı, fazla yüzgöz olma ve sıradanlık)

9. Sükûnet, denetim, bos alan, mahremiyet, bütün gece spor kanalı izlemek, ahbaplarla poker, sigaradan alınan bir fırt, leş kokan spor ayakkabılar gibi nimetlerden feragat etmek.

10. Misafir odasında başlayıp kanepede devam eden erotizmden vazgeçerek düzenli ve renklilikten uzak bir seks hayatına adim atmak.

Vücudumuzun her bir hücresini yeterli derecede besleyebilmek için günlük alınması gereken elli kadar besin öğesi bulunmaktadır. 

Özellikle A, C ve E gibi antioksidan vitaminleri ile folik asit yönünden zengin, yağ ve tuz açısından dengeli bir diyetin yaşlanma sürecini geriye aldığı bilinmektedir.

Beslenme ve kırışıklık oluşumu arasında inanılmaz bir bağlantı olduğunu savunan Harvardlı profesör ve eczacı Nicholas Perricone’ye göre şeker, beyaz un, makarna, patates gibi kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olan basit karbonhidratlar yaşlanma sürecini de hızlandırmaktadır.

Deri elastikiyetini kaybeder 

Özellikle şeker ve şekere dönüşümü daha kolay olan besinler cilt yaşlanmasını sağlayan en büyük düşmanlardır. Kandaki şeker miktarı yükseldikçe, yaşlanma hızı da artar. Yapılan araştırmalara göre, diyabetli kişiler, kan şekeri normal düzeyde olanlardan çok daha erken ve çabuk yaşlanıyorlar. Şeker, vücuttaki insülin miktarını artırmakta bu da yağların depolanmasını hızlandırmaktadır.

Uzun yıllar karbonhidratlı ve şekerli besinleri tüketen kişilerde kolajen denilen ve derinin elastikiyetini ve de gerginliğini sağlayan maddeler olumsuz yönde etkilenir. Deri elastikiyetini kaybeder, şeker moleküllerinin kolajene bağlandığı bölgelerde kırışıklar meydana gelir. Kan şekeri yükselince, vücutta serbest radikallerin sayısı artar. Serbest radikaller vücut hücrelerinde ve dokularda hasara neden olurlar. Aynı zamanda yaşla birlikte de vücudumuzdaki serbest radikal miktarında artış yaşanır.

Beslenmenin yaşlanmaya karşı en güçlü silah olduğunu unutmayıp, bize sunulan birbirinden besleyici ve lezzetli besinlerden hiç vakit kaybetmeden tüketmeye başlamalıyız...

Cildinize besinlerle gençlik aşılamak istiyorsanız aşağıdaki tavsiyeler bir göz atın!

* Vücudun iyi kaliteli proteinlere ve doğru yağlara ihtiyacı vardır. Yüksek kaliteli protein tüketmemek, hücrelerin bozulmasına ve vücudun onarma işleminde yetersiz kalmasına yol açtığı için bu nedenle özellikle yüksek kaliteli protein içeren balık/tavuk/hindi tüketilmelidir. (yağsız kırmızı et yer almıyor önerilerde!)

* Doymuş yağlardan uzak durulmalı (margarin, tereyağı) ve doymamış yağlar (zeytinyağı, kanola, soya, mısırözü) tercih edilmelidir.

* Genç görünmek için yüksek glisemik yüklü karbonhidrat olan sofra şekeri, bal, pekmez, çikolata, mısır, makarna, pilav ve ekmek gibi yiyeceklerden uzak durulmalı onun yerine kan şekerini yavaş yükseltip insülini az uyaran kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir.

* Yeşil ve turuncu renkli sebzeler vücudun A vitamini seviyesini yükseltmekte, böylece cilt hücreleri güçlenip, ten daha canlı ve parlak olmaktadır.

* Somon, beyaz etli balık, kabuklu deniz ürünleri, tavuk, hindi, ıspanak, kuşkonmaz, lahana, sarımsak, brokoli, karnabahar, rezene, yulaf, tüm baklagiller, arpa, esmer buğday, zeytinyağı, yumurta, az yağlı süt, ceviz, fındık, badem, fıstık gibi sert kabuklular ile kiraz, yeşil elma, kavun, vişne, greyfurt, armut, erik, şeftali, avokado ve portakal gibi meyvelerin kırışık önleyici olduğunu belirtilmektedir.

* Soya fasulyesi ve yer elması da içerdiği bitkisel östrojen sayesinde cilde parlaklık vermekte ve cildin gerginliğini sağlamaktadır.

* Omega-3, bir diğer ismiyle ‘alfa linolenik asit’ için yağlı balıklar (somon, ton, uskumru), ceviz, badem, soya filizi, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, keten tohumu ve yeşil yapraklı sebzeler tercih edilmelidir.

* Besinlerin hücrelere taşınmasını, atıkların da hücrelerden dışarıya çıkışını sağladığı için her gün mutlaka 8-12 bardak su içmelidir.

* Serbest radikallere karşı önemli hücre koruyucu maddeler içerdiği için Yeşil çay tüketimi arttırılmalıdır.

* Yeterli uykuyu almak için 7-8 saat uyunmalıdır.

* Sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.


Aynanın karşısına geçin ve yüzünüze alıcı gözüyle bakın. Sağı ve solu birbiriyle aynı mı görünüyor yoksa bir tarafı daha mı şiş geldi gözünüze?

Ağzınızı açıp kapayın ve bu sırada çenenizin simetrik açılıp açılmadığını gözleyin. Simetri kaybı, bazı fonksiyon kayıplarında ya da rahatsızlıklarda ağır ağır yüzünüze yerleşir. Dikkatli bir izleyici değilseniz farkına bile varmazsınız.

Ortodontist Dr Aylin Sezen Yalçın günlük yaşamımızda pek dikkat etmediğimiz ancak genel görünümümüze kalıcı etki yapacak Yüzde Asimetri konusuna dikkat çekti… Yalçın, tek taraflı çiğneme alışkanlığının yüzde asimetriye sebep olduğunu belirterek simetrinin yüz güzelliği ve sağlığı için önemini şu sözlerle anlattı:

"Günümüzde, yüz güzelliği, her yaşta birey için önemli. O sebeple 8 yaşından 80 yaşına kadar dişlerimizin sağlığı, cildimizin sağlığı ile ilgileniyoruz. Dişlerin sağlıklı olmasının yanında güzel bir gülümseme, kişinin kendine güvenini arttıran, sosyal hayatını kolaylaştıran bir etkendir. Simetri, özellikle yüz güzelliği söz konusu olduğunda daha önemli bir konu haline gelir. Dış dünya ile iletişimimiz olan yüzümüzün tam ahengi ancak tam bir simetri söz konusu olduğunda sağlanabilir. Biz diş hekimleri olarak bir kişiyi muayene ederken öncelikle yüzündeki bazı noktaların ve dişlerinin simetrisini değerlendiririz. Kişisel kanım, yüz yumuşak ve sert dokularında simetri sağlanmadıkça, ideal bir gülümseme ve yüz estetiği sağlanamaz."


Tek Taraflı Çiğneme Asimetri Sebebi

Simetri bozukluğunun, genetik, doğumsal, travmatik sebeplerle oluşabileceğini belirten Ortodontist Dr Aylin Sezen Yalçın, yüzümüzde asimetriye sebep olabileceğinden habersiz olduğumuz ve en sıklıkla rastlanan durumun, tek taraflı çiğneme alışkanlığı olduğunu söyledi. Yalçın, tek taraflı çiğneme sebeplerini şöyle sıraladı:

● Ağzın tek tarafında ağrılı, kanamalı iltihaplı bir dişin varlığı,
● Tek tarafta çekilmiş ve yerine protez yapılmamış dişsiz alanlar,
● Alışkanlıklar,
● Yüksek yapılmış yada doğru yapılmamış dolgu yada protezler..
● Çene eklemi rahatsızlıkları

Yalçın sözlerini şöyle sürdürdü:
"Her ne sebepten olursa olsun, çiğneme tek taraflı olarak yapılıyorsa o taraftaki çiğneme kasımızın hacminde arış olur. Zaman içinde artarak, diğer tarafla arasında belirgin farklılıklar oluşmaya başladığında farkedilebilir.Tıpta prensibimiz, sonucunu bildiğimiz durumların oluşmaması için önlem almaktır. Bu yüzden diş tedavilerimizin ve kontrollerimizin aksamaması, ilerde oluşabilecek daha ciddi sorunların önüne geçecektir… Sağlıkla gülümseyin."

Yediklerimiz, çevresel faktörler ve kullandığımız kozmetikler gibi pek çok faktör cildimizin yaşlanmasına neden oluyor. Antioksidan, vitaminler ve omega 3 zengini besinler tüketerek, yaşlanmayı geciktirebilir ve görünüşünüzle yıllara meydan okuyabilirsiniz. İşte, yaşlanma karşıtı besinler...

Yulaf

Kahvaltılar için vazgeçilmez bir yiyecek olan yulaf, içeriğindeki güçlü amino asitler ve E vitamini ile serbest radikallere savaş açar ve cildi güneşin zararlı etkilerinden korur. Ancak yulaf alırken doğal olmasına ve içeriğinde herhangi bir katkı maddesi olmadığından emin olmalısınız.

Greyfurt
C vitamini deposu olan greyfurt, kolajenlerin gelişmesine katkı sağlar ve cilt yaşlanmasını engeller.


Ceviz
Omega3 yağ asitleri bakımından zengin bir yemiş olan ceviz, cildi yumuşatır ve kırışıklıklarla mücadele eder.

Yarım yağlı yoğurt
Yarım yağlı yoğurt, yüksek oranda kalsiyum ve fosfor içerir. Kalsiyum ve fosfor, diş sağlığını korur ve dişlerinizin daha beyaz olmasını sağlar. Yarım yağlı yoğurtlar aynı zamanda kırışıklık ve ince çizgilerin oluşumunu da engelliyor.

Kırmızı üzüm
Kırmızı üzüm, vücutta enfeksiyon ve iltihap oluşumunu engelleyerek cildin sağlıklı görünmesine katkı sağlar. Ayrıca içeriğindeki resveratrol adlı bileşen ile cildi güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı korur ve yaşlanmayı geciktirir.
kadin.mynet.com/yasam/saglikli-yasam/22766-yaslanma-karsiti-5-besin.html


Ne kadar kilo verirseniz verin, karın yağlarınız yerinde duruyorsa, kışın bol kıyafetlerle saklamayı başardığınız göbeğiniz havalar ısınınca daha görünür hale geldiyse dikkat.
Diyetisyen Yeşim Çelik, karın bölgesi yağlanmasının özellikle kalp hastalıkları, metabolik sendrom ve Tip 2 diyabette sık gözlendiğini söyledi. Çelik, “Bu kişilerde yağlanmayı azaltmak için doktor ve diyetisyen kontrolü şarttır. Çünkü hormon bozukluklarında ilaç tedavisi gerekebilir, diyet tedavisi karın ve bel çevresi yağlanmasını azaltır bu rahatsızlıkların oluşum riskini ortadan kaldırır” dedi. Diyetisyen Yeşim Çelik, göbek yağlanmasında yapılması gerekenler hakkında şu bilgileri verdi:
1.ADIM: YAĞLANMANIN NEDENİNİ ARAŞTIRMAK

• Vücutta yağlanma oranının yüksek olması sağlık problemlerinin var olmasında tek başına bir etken değildir. Fakat “abdominal yağlanma” olarak tanımladığımız karın bölgesi yağlanmasının oluşmasında altta insülin direnci, kortizol fazlalığı, hipotiroidi, Cushing ( böbrek üstü hormonların fazla çalışması ) gibi sağlık sorunlarının olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
• Yağlanma sebeplerinden biri de dengesiz gıda tüketimdir.
• Menopoz dönemi de yağlanmanın vücutta fizyolojik olarak arttığı ve tetiklendiği bir dönemdir.
• Hareketsizlik ve buna bağlı enerji harcamada azalma karın bölgesi yağlanmasına zemin hazırlar. • Fazla alkol tüketimi de bel çevresinde yağlanmayı artırmaktadır.
• Kronik stres, bel çevresinde yağlanmanın en önemli nedenlerindendir.
2.ADIM: ÇÖZÜME YÖNELMEK

Karın ve bel çevresi yağlanmasının sebeplerini öğrenmek için gerekli tahliller yaptırılır, hormonal bir sebep varsa ilaç tedavisi başlanır. Bununla birlikte kilo fazlası olanlarda bel çevresi yağlarını azaltmaya yönelik diyetisyen kontrolünde diyet verilir. Bilinmesi gereken en önemli gerçek vücutta oluşan yağ ile tüketilen yağın farklı şeyler olduğudur. Vücut yağı; yağ ve yağlı gıdaları tüketme dışında örneğin, simit, börek gibi hamur işi besinler, meşrubatlar, bisküvi, cips, gofret, tatlılar, hazır et suları, salata sosları gibi daha sayabileceğimiz karbonhidrat ve proteinli gıdaların gereğinden fazla tüketilmesi sonucunda da artar, karın ve bel çevresinde depolanır.
Karın çevresinde oluşan yağlardan lipoliz, mezoterapi ve liposuction benzeri yöntemlerle ancak geçici olarak çözüm bulabilirsiniz. Bu konunun uzmanları da karın ve bel bölgesi yağlanması yüksek olan kişilerde öncelikle fazla kiloların verilmesini vurgulamaktadırlar. Yapılan yağ analizlerinde kişilerde abdominal yağlanma dışında bacak, kalça, gövde ve kollarda da yağ yüzdelerinin beldeki kadar yüksek hatta bazen beldekine oranla daha yüksek yağ yüzdelerine sahip olduğu görülmektedir.
BESLENMEDE YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR

• Akşam sadece meyve yiyip yatmak, saat 18.00’den sonra yemek yememek, kahvaltı ve öğle gibi ana öğünleri atlamak, diyette hiç ekmek yememek, ara öğün yapmamak, yüksek karbonhidratlı besinleri diyette çok sık almak.
• Pilav, makarna, tatlı, mantı, çorba ve börek gibi yemekleri aynı öğünde bir arada tüketmek.
• Kuruyemiş, kuru meyve gibi gıdaları gereğinden fazla yemek.
• Light gıdaları kilo aldırmaz düşüncesi ile fazla miktarda kullanmak.
• Herkesin alması gereken kalori farklıdır. Herkesin yiyebileceği bir porsiyon ölçüsü vardır. Bir besini gereğinden fazla tüketmek de diyetten tamamen çıkarmak da doğru bir hareket değildir. Uzun açlıklar başta karın bölgesi olmak üzere yağlanmayı artırır. Önemli olan sık aralıklarla yeterli miktarda tüketmeyi öğrenmektir.
BOL BOL YÜRÜYÜN VE YÜZÜN

Egzersiz yapmak vücutta genel yağlanmayı azaltan en önemli parametrelerden bir tanesidir. Özellikle yürüyüş ya da yüzme vücutta hem bölgesel hem genel yağlanmayı düşüren iki spor şeklidir. Haftada 4 kez 35-45 dakika tempolu aralıksız yapılan aktivite yağlanmayı azaltır.
KAYNAK:haberdesin.com/

Yeşil Çay Göbek Yağlarını Eritirken Tarçın da kan seviyesini düzenleyerek tokluk hissi yaratıyor.Bunları içerek yağlarınızdan kurtulup tok bir diyet yapabilirsiniz.İşte haberin detyaları...


 Yediklerinize dikkat ettiğiniz halde kilo veremiyorsanız bazı gıdaları beslenme programınıza ekleyerek daha kolay kilo verebilirsiniz.

Tarçın
Yapılan çalışmalar tarçının kan şekeri seviyesini düzenlemede yardımcı olduğunu göstermiştir. Özellikle Tip 2 diyabeti olan kişilerde tarçın iştahı azaltmak için kullanılabilir. Tatlıdan vazgeçemem diyenlerdenseniz kalori eklemeden tat almak için kahve, çay, ya da yoğurdun içine karıştırın.

Yeşil çay
Bazı çalışmalar yeşil çayın karın yağı yakarak vücudu uyardığı ve kilo kaybını teşvik ettiğini göstermiştir. Yeşil cay, metabolizmayı etkileyen fitokimyasal bir yapı içerir. Kilo kaybı konusunda yeşil çaydan destek almak istiyorsanız günde birkaç fincan içmeniz gerekebilir.

Greyfurt
Sindirimi uzun süren ve bol miktarda lif içeren greyfurt yağ yakıcı özelliğe sahip olmasa da daha az kalori alarak kendinizi tok hissetmenize yardımcı olur. Yemekten önce yarım greyfurt yer ya da yarım bardak greyfurt suyu içerseniz yemek sırasında daha az yiyeceğiniz için daha az kalori almış olursunuz.

Karpuz
Su içeriği yüksek olan gıdalar bağırsaklarda daha fazla yer kaplar; bu da yemek için daha az yer bırakır. Birçok çiğ meyve ve sebze de su içeriği yüksek olduğu için midede çok yer kaplarken düşük kalori almanızı sağlar. Karpuz likopen açısından zengin bir kaynaktır ve gün için bazı A ve C vitaminleri almanıza da yardımcı olur.

Armut ve elma
Armut ve elma da lifli meyveler olduğu için su içerikleri yüksektir. Bunların suyu yerine kendisini yemek hem daha fazla lif almak hem de efor harcamak açısından daha sağlıklıdır.

Üzüm
Kalori değeri diğer meyvelere göre yüksek olan üzümü ölçülü tükettiğinizde daha uzun süre tokluk hissedersiniz. Yaş üzüm yerine kuru üzüm tüketmek ise hem kalori değerini düşürür hem de daha uzun süre tok kalmanızı sağlar.

Çiğ sebzeler
Çiğ sebze olağanüstü bir aperatiftir. Açlık hissettiğinizde cips gibi abur cuburlar yerine doğranmış kereviz, havuç gibi sağlıklı aperatifleri tercih ederseniz daha az kalori almış olursunuz.

Yumurta
Çalışmalar sabah protein yemenin daha uzun süre tok tuttuğunu göstermiştir. Simit ya da poğaça gibi besinler yerine yumurta yiyerek daha uzun süre tok kalabilirsiniz. Bir yumurtada 75 kalori vardır; ancak yüksek kalitedeki protein içeriği ve diğer hayati besin maddeleri ile birlikte çok daha sağlıklı beslenmenizi sağlar.
KAYNAK:kadinhaberleri.com




Çocuklarda davranış bozukluklarının pek çok nedeni var. Anne-babayı yeteri kadar görememek, ilgilenmemek, zorla bir şeyler yaptırmaya çalışmak gibi.
Psikolog Ramazan Boyacı çocuğunuzun davranış bozukluklarını engelleyebileceğiniz tüyolar olduğunu belirtiyor.
1-Çocuğunuzun dünyasına girin, onu dinleyin. Onun duygularını keşfetmeye çalışın.
2-Hoş görülü ve kararlı olun.
3-Neden soruları yerine, ne, nasıl sorularını sorun. Kendi çözüm yollarını üretmelerine, düşünce güçlerini geliştirmelerine yardımcı olun.
4-Çocuğunuzun kelimeleri arasındaki duygularına kulak verin.
5-Tutarlı olun. Aile olarak kendinize özgü, açık olarak belirlenmiş, süreklilik gösteren kuralları belirleyin. Gerektiğinde hayır demesini bilin.
6-Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın. Çocuğunuza özel olduğunu gösterin.
7-Sorun meydana getiren davranışların kaynağını bulun.
8-Hatalarını yüzüne vurmak yerine onlara yakınlık gösterin.
9-Karşılıksız sevin ve sevginizi hal ve hareketlerinizle gösterdiğiniz gibi dilinizle de söyleyin.
10-Çocuklarınızı evinizdeki problemlerde çözüm üretme sürecine katılmalarını sağlayın.
KAYNAK SÖZCÜ
--> --> Sağlıklı bir anne-çocuk ilişkisinin temeli, annenin ruh sağlığı ve çocuğa karşı davranışlarına bağlıdır. Hamilelik sürecinde başlayan anne-bebek ilişkisi, doğumdan sonra fiziksel temas ve beslenme yoluyla daha da gelişerek ömür boyu sürecek bir iletişim haline gelir.
Bir çocuğun ilk seveceği ve iletişim kuracağı kişi annesidir. Annenin çocuğunu beslemesi, ilgilenmesi ve onu hayata hazırlaması çocukta sevgi ve güven duygusunu oluşturuyor. Çocuk yetişkin olduğunda bu iki temel duygu aracılığıyla ilişkilerine yön veriyor ve hayatı yorumlarken ilk olarak anneyi örnek alıyor.
Özgüveni artar
Annenin kokusu, vücut ısısı, sesi ve bakışları çocukla aralarındaki bağı güçlendirir. Bu duygulardan yoksun büyüyen çocuk, bir yetişkin olduğunda çeşitli ruhsal sorunlarla karşılaşabilir. Özellikle 0–3 yaş arası anne-bebek ilişkisi, çocuğun ruhsal hayatının ve özgüven duygusunun temelini oluşturur.
Çocuğun anadilini keşfetmesi, yaşadığı dünyayı anlamlandırması ve davranışlarını kontrol etmesi anneyi “taklit” yöntemiyle gelişiyor ve soyut ve somut kavramlar yine anneden öğreniliyor.
Her çocuk biyolojik ve genetik yapısı, zeka, duygusal ve sosyal gelişimi açısından başkalarından, hatta öz kardeşlerinden bile farklıdır. Bu nedenle çocuk yetiştirmenin en önemli noktası, her çocuğa farklı tutumlarla yaklaşabilmek ve içinde bulunulan şartlara göre hareket etmektir. Özellikle ilk 18 ay içindeki eğitim biçimi, çocuğu yetiştirme şekli ve onunla kurulan duygusal etkileşimin çocukta güven veya güvensizlik duygularını oluşturuyor.
Bunlara dikkat!
Bebeklik döneminde anneye bağımlı olan çocuk, 4–5 yaşlarından itibaren “birey” olmayı keşfeder ve bu dönemde annenin davranışlarının da değişmesi kaçınılmazdır.
Bu sancılı dönemde ilişkinin sağlıklı devam etmesini sağlamak için annelerin yapması gerekenler;
Dinleyin ve cevapsız bırakmayın: Dünyaya gözünü açar açmaz size güvenen çocuğunuzun anlattıklarını sabırla dinleyin ve sorularını kesinlikle cevapsız bırakmayın.
Saygı sınırını netleştirin: Çocuğunuzun odasına girerken kapıyı çalmanız, onun da aynı şekilde davranması konusunda size söz hakkı sağlar. Böyle küçük detaylara dikkat ederek çocuğunuzun özel hayata saygı kavramını geliştirebilirsiniz.
Yumuşak ama kararlı bir anne olun: Çocuğunuz “hayır” dediğinizde sinir krizleri geçiriyorsa sakin, yumuşak ama kararlı bir biçimde ona açıklama yapın.
Baba ile iletişimine dikkat!:
Evet, onu 9 ay karnınızda siz taşıdınız ve doğumundan itibaren onunla siz ilgilendiniz. Ama çocuğunuzun gelişiminde “baba” kavramının çok önemli bir nokta olduğunu ve baba-çocuk ilişkisine zaman ve zemin yaratmanın da yine sizin göreviniz olduğunu unutmayın.
Mutsuz evlilik daha zararlı
Anne-çocuk ilişkisine zarar verebilecek en önemli durum, çocuğun mutsuz bir evlilik içinde, plansız gebelik sonucu dünyaya gelmiş olması. Bu durumda savunmasız bir şekilde hayata gözlerini açan bebek, bir süre sonra annesi tarafından kabul edilse dahi babanın tutumları hem anneyi hem de bebeği olumsuz etkiler.

Elma sirkesi ile saç bakımı yaparak saçlarınızda ki kaşıntıdan ve saç diplerinde ki kepeklerden kurtulabilirsiniz. Hem vücuda hem de saç köklerine çok iyi gelen elma sirkesi bir o kadar da pratiktir.
* 1 su bardağı elma sirkesi
* 2 yemek kaşığı kadar mısır nişastası
Malzemeleri derin bir kaseye koyup karıştırıyoruz. Sorunlu bölgeye uygulayarak masaj yapıp 10 dakika kadar bekletelim. Kullanmış olduğunuz şampuan ile yıkayalım.
Not: Kaşıntı,kepek vs gibi sorunları olanlar uygulasınlar. Etkili sonuçları göreceksiniz.
Yüzünüzü yenileyen bakım önerileri:
*Taze ıhlamur çiçek ve yaprakları ezilerek suyu çıkartılır. Elde edilen sıvı ile günde üç defa kırışık ve buruşuk kısımlara masajla tatbik edilir.

*Bir yemek kaşığı ekşimiş hamur ve aynı oranda sirke iyice karıştırılır. Karışım kırışık ve buruşuklara sürülüp bir saat beklenir. Yıkandıktan sonra aynı kısımlara ovuşturularak süt sürülür. İki yemek kaşığı acıbadem ezilir ve bir yumurta sarısı ile krem haline getirilir. Kırışık ve buruşuk kısımlara sürülür ve bir saat sonra yıkanır.

*Bir yemek kaşığı limon suyu, bir yemek kaşığı zeytinyağı ve bir yumurta sarısı karıştırılıp yüze sürülür. Kuruyuncaya kadar beklenir ve su ile yıkanır.

*Pelin otunu sıcak suda demleyin ve süzün. Elde edilen posaya badem yağı karıştırılarak krem kıvamına getirilir. Yatmadan önce cilde sürülür.

*İki avuç kayısı, maydanoz ve gelincikle hazırlanacak bir karışım cildinizi yenileyecek ve lekesiz cildinizle yaşlanmaya meydan okuyacaksınız!

İnsanın yüz güzelliğinde gözler en büyük rolü oynar. Birçok etken göz güzelliğinizi bozmaya sebep olur. Bu etkenler başta uykusuzluk, kullandığınız ilaçlar, yorgunluk, madde bağımlılığı sigara büyük etkendir. Güneş ışınlarına maruz kalmak ve stres ile sıkıntıdır bu ekteler. Bu etkenlerin oluşturduğu morluklar, gözaltı esmerleşmeleri, şişkinlik, kızarıklık bunların hepsinin toparlanıp tek bir ad verilmesi gözaltı morluğudur. Evinizde bulunan sıradan bir krem ya da kür kullanmadan önce rahatsızlığınızın asıl sebebini bilmekte fayda var.
Gözaltı morlukları için evinizde hazırlayabileceğiniz çözümler:
*Salatalık ya da patates suyu pamuk yardımıyla gözaltlarına uygulanabilir.

Salatalık suyuna biraz limon sıkın ve problemli bölgeye uygulayın.
Günde en az 1,5 litre su için.
Uyumadan önce yüzünüzü yıkadıktan sonra badem yağı ile gözaltlarınıza hafif hafif masaj yapın.
Her gün yeterli miktarda sebze ve meyve yediğinizden emin olun.
Pamuğu gül suyuna batırın ve sıktıktan sonra gözlerinizin üstüne koyun ve birkaç dakika bekleyin.
Birkaç adet nane yaprağını alın ince kıyın ve ezin. Daha sonra bunu gözaltlarınıza koyun ve 15 dakika bekleyip yıkayın.
Bakım yaparken gözünüze kaçırmamaya dikkat edin.


Genellikle çocuklarda ve hamile kadınlarda çokça görülen kansızlık, fazla önemsenmese de büyük sorunlara neden olan bir hastalıktır. Yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık gibi belirtiler kansızlığın habercisi olabilir.


tabule dergisinden alınmıştır..
Leke ve çiller için maske:
Malzemeler:
--> - 2 yemek kaşığı yoğurt
- yarım limon suyu
- yarım çorba kaşığı salatalık suyu

Uygulama: Malzemenin tamamını karıştırdıktan sonra göz çevresine ve dudak kenarına yaklaştırmadan yüzünüze sürün

20 dakika etki etmesini bekledikten sonra yüzünüzü ılık su ile durulayın.

Haftada 3 kez uygulanabilir.


Bir başka maske tarifi de şöyle:

Malzemeler
- 1 litre süt
- 1 salatalık
- 3 yaprak marul
- Tatlı badem yağı

Uygulama
1. Malzemeleri karıştırarak blendırdan geçirin ve pişirin.
2. Ezdikten sonra süzün ve cam bir şişeye koyduktan sonra içine 20 gram tatlı badem yağı katarak buzdolabında muhafaza edin.
3. Bu karışımla cildinizi hem temizleyebilirsiniz hem de nemlendirebilirsiniz. Vücudunuzda da kullanabilirsiniz.
Kaynak:sabah.com.tr
"The New York Times" gazetesinden

1. Salatalık, günlük ihtiyacınız olan birçok vitamini içerir. Tek bir salatalıkda Vitamin B1, Vitamin B2, Vi
tamin B3, Vitamin B5, Vitamin B6, Folik Asit, Vitamin C, Kalsiyum, Demir, Mağnezyum, Fosfor, Potasyum ve Çinko ihtiva eder.

2. Öğleden sonra yurgunluk mu hissettiniz? Kahveyi, çayı, soğuk içecekleri bir taraf bırakın ve bir Salatalık yiyin. Salatalık iyi bir B vitaminler ve Karbohidratlar kaynağıdır ve yediğinizde saatler sürecek yorgunluğunuzu kısa bir sürede ortadan kaldırır.

3. Banyo veya duştan sonra aynanızın buğulanmasından şikayetçi misiniz? Bir salatalık dilimini alıp aynayı ovun. Hem buğulanma yok olacak hem de pırıldayan bir aynaya ve nefis bir kokuya sahip olacaksınız.

4. Haşereler bahçenizi veya saksı bitkilerinizi mahvediyor mu? Bahçeniz için bir aluminyum tabağa (ya da aluminyum folyoya) hıyar dilimlerini koyup, ortada bir yere yerleştirin. Saksılarınıza ise birkaç dilimi toprağın üzerine yine aluminyum tabak veya folyo ile yerleştirin. Bütün mevsim haşerelerden kurtulacaksınız.salatalıkdaki kimyasallar aluminyum ile etkileşerek insanların algılayamadığı ama haşereleri deli eden bir koku yayar ve onların ortadan kaybolmalarına neden olur.

5. kırışıklıklara da iyi gelir (özellikle de göz civarındaki).


6. Özellikle diyet yapanlar, açlık dürtünüzü ortadan kaldırmak mı istiyorsunuz? salatalık yiyin.

7. Evinizde ayakkabı boyanız mı kalmadı? Taze kesilmiş bir salatalık ile ayakkabınızı ovalayın. İçerdiği kimyasallar ayakkabınıza hem harika görünen bir parlaklık verir hem de deriyi su geçirmez hale getirir.

8. Evinizde bir kapı, pencere ya da benzer bir şey gıcırtı mı yapıyor? Bir dilim salatalığı alıp gıcırtı yapan yerlere sürtün (tabii sürtünme yapan yerlere, menteşenin dışına değil!!) gıcırtı gidecektir.

9. Kendinizi gergin, bitkin mi hissediyorsunuz (özellikle ders çalışan öğrenciler, yeni bebek sahibi olmuş anneler ve diğer herkes) ? Bir tas kaynar suyun içine bir bütün salatalık ince dilimler halinde keserek koyun. Tası da bulunduğunuz odada uygun bir yere koyun. salatalık daki kimyasallar ve diğer besinler kaynar suyun içine girince tepki gösterirler ve suyun buharı ile birlikte bulunduğunuz odaya yayılarak nefis bir aroma yayarlar. Bu aroma sizlerin tüm gerginliğini alarak sakin kişiliğinize dönmenizi sağlayacaktır. Özellikle öğrenciler bunu denemelidir.

10. Yemek yediniz (örneğin kebap) ve ağzınızdan kötü koku yayıyorsunuz. Bir hıyar dilimini alıp dilinizle damağınıza yerleştirin ve en az 30 saniye öyle tutun. Ağzınızda kötü kokulara neden olan bakterilerin fitokimyasallar sayesinde ölmesi nedeniyle bu sorundan kurtulmuş olacaksınız. (Soğan-sarmısak kokusu konusunda bir bilgi yok. Bunu da siz deneyin ve sonucu görün.)

11. Evyelerinizi, lavabolarınızı çevreye zarar vermeyecek bir şekilde temizlemek ister misiniz? Bir dilim salatalığı alıp temizlemek istediğiniz yeri ovun. Sadece yılların birikimi lekeleri kirleri temizlemekle kalmaz, ayrıca güzel bir parlaklık verir temizlediğiniz yere. Bunun yanında elleriniz de o temizlik malzemelerin verdiği zararlardan kurtulmuş olur.

12. Kalemle yazarken bir hata yaptınız ve hatayı silmek istiyorsunuz.salatalık kabuğunu alıp yavaş ve nazikçe silmek istediğiniz yazıya sürtün. Boya kalemlerinde ve keçe kalem yazılarında da oldukça yararlı. (Bilirsiniz bazen çocuklarımız duvarlara yazılar yazar, resimler yaparlar. Onlarda da deneyebilirsiniz.)



Eyeliner uygularken bilmeniz gereken en önemli şey, mümkün olduğunca ince çizgilerle çizilmesinin gözü daha güzel göstereceği ve teninize uygun bir renk tonu yakalamanızdır...

Siyah göz kalemi, siyah saçlı, esmer tenli bayanlar için çok uygundur. Esmerler dışındaki bayanlarda bu renkte bir göz kalemi ve eyeliner iyi sonuçlar vermeyebilir. Beyaz tenli kadınlar yumuşak kahverengi ya da gri tonlarını tercih etmelidirler. Gece ise, göze sürülen fara uyan renkli bir kalem tercih edilmelidir.



Eyeliner'ı çok ince uçlu bir fırçayla sürmek güzel bir görüntü oluşturacaktır. Eğer eyeliner sürmeyi bir türlü beceremiyorsanız işte size bir öneri. Mümkün olduğunca aşağıya doğru bakın ve elinizle gerdiğiniz üst gözkapağınızdaki kirpiklerin dibine mümkün olduğunca yakın bir çizgi çekin. Bu çizgi göz kuyruğunda sona ermeli, dışa doğru uzamamalıdır.

Alt gözkapağına kesin bir çizgi çizmek istemiyorsanız, buraya eyeliner'la yanyana noktalar yapın veya eğrilemesine kısa kısa çizgiler çizin. Bazen gözün üst kapağındaki kirpiklerin altına çizgi çizilmesi de hoş bir görünüm kazandırır. Bunun da yine ince ve düzgün olmasına dikkat edin.
Kaynak:mahmure.com



Kalın kaş modası devam ediyor, peki kaşlarınızı nasıl vurgulayacağınızı biliyor musunuz?

Kaş setinde bulunan açık ve koyu tonlar ile kaşınıza uygun rengi yakalayabilirsiniz. Doğru tonu bulup eğimli fırça ile kaşlarınızdaki boşlukları doldurun. Ardından beyaz vaks fırçası ile vaksı yukarı doğru ve kısa hareketlerle uygulayarak farı sabitleyin. Bu aşama farın kaşlarınızdan uçmasını engelleyecek ve gün boyu kalıcı olmasını sağlayacaktır. Kaş farını kullanarak kaş kaleminden daha doğal bir görünüm elde edeceksiniz.

Daha da etkileyici görünmek için parlak bir göz makyajı kullanabilirsiniz. Artık büyüleyici gözlere sahipsiniz! mahmure.com

Amerika'dan gelen yeni bir diyet trendi, diyete olan bakış açısını değiştiriyor. Amaç; yemeyi sevmek, tadını çıkarmak ve doyana kadar yemek!

Diyet yaparken sürekli midenizin zil çalmasından şikayetçiyseniz, imdadınıza Amerika'dan gelen yeni bir diyet trendi yetişiyor: Volumetrik Diyet! ''Hacim Diyeti'' olarak da adlandırabileceğimiz bu diyet trendi, yeni bir çığır açıyor. Çünkü temeli, ''doyana kadar ye'' prensibine dayanıyor.

Nesnelerin hacmini ölçmeye yarayan bir birim olan ''volumetri''den adını alan diyet yöntemi, besinleri kalori değerlerine göre değil, hacim değerlerine göre sınıflandırıyor. Bir örnek vermek gerekirse: 15 tane üzüm, tartıda 100 gram geliyor ve kalorisi de 70 civarında. 15 tane kurutulmuş üzüm ise en fazla 20 gram ve onun da kalorisi 70 civarında. Peki, 100 gram üzümle mi doyarsınız, yoksa 20 gram kuru üzümle mi? Her ikisinin de kalorisi aynı ise, daha hacimli olan taze üzüme uzanmaz mı şimdi eliniz? Bu soruya ''evet'' deme ihtimaliniz çok yüksek. Zaten araştırmalar da bunu gösteriyor.
Pennsylvania'da yapılan bir araştırmaya göre insanlar, ''doyana'' kadar yemek yiyor. Bu durumda ''ne'' yediğinin pek bir önemi kalmıyor. Düşük kalorili de olsa, yüksek kalorili de olsa, temel amaç ''doydum'' hissini yaşamak! Bu araştırmadan yola çıkarak ''Volumetrik Diyeti'' geliştiren Beslenme Uzmanı Barbara Rolls, normalden daha az yiyerek zayıflamanın çok zor olduğunun altını çiziyor: ''Besinleri kısarak yapılan diyet, ilk başta kilo verdirir ama uzun vadede başarılı olamaz. Çünkü 'açlık' hissinin bastırılması gerekiyor!''
Bir günlük örnek mönü
SABAH: Aç karnına bir bardak su için. Ardından büyük bir kase içine; yulaf ezmesi, taze meyve parçaları koyun. Bu karışıma yağsız süt, yoğurt ya da meyve suyuyla hacim kazandırın.
ARA: Bir patates salatasının içine bolca salatalık doğrayın. Bu, salatanızın hem hacmini artıracak hem de daha doyurucu olacak.
ÖĞLE: Sade suya tirit tarzı çorbanızın hacmini artırmak için kepekli makarna ve sebzelerden faydalanın. Makarna yerine bulgur, yarma, pirinç gibi bakliyatlar da kullanabilirsiniz. Kurubaklagiller de çorbaya ayrı bir lezzet ve hacim katar. İsterseniz içine arada bir tavuk, balık ya da et parçaları atın. Eğer zengin bir çorba içme şansınız yoksa; balık ya da tavuk filetonun yanında bol salata ve sebze yiyebilirsiniz. Ardından küçük bir sütlü tatlı ya da meyve alabilirsiniz. Bol bol su içmeyi unutmayın!  Elele