İşte Kilo vermenizi sağlayan kürler! 
Karbonatlı su kürü
1 buçuk litre su, 1 tatlı kaşığı karbonat, ve 1 tatlı kaşığı limonu bir tencerede 10 dakika kaynatın. Kaynayan karışımın 1 saat soğumasını bekleyip sabah, öğle, akşam yemeklerden 30 dakika önce önce birer bardak tüketin. Kısa bir süre içinde kilo vermenize yardımcı olacaktır.

Beyaz lahana ve maydanoz kürü
1 buçuk litre suyu kaynatıp 5-6 yaprak beyaz lahana ilave edin ve kısık ateşte 5 dakika kadar daha kaynatın. 9-10 dal maydanoz ve yarım çay bardağı limon suyu ekleyin. 25 dakika daha kaynayınca karışımı süzerek posasından kurtulun.
Suyunu dolapta birgün beklettikten sonra yemeklerden önce için. Sindirim ve hazmı kolaylaştıracak, metabolizmayı hızlandıracaktır.
Yoğurt kürü
Yoğurt kürü için gerekenler; 1 kase yoğurt, 1 çay kaşığı zeytinyağı, 1 çay kaşığı zerdeçal ve 1 çay kaşığı tarçın. Bütün malzemeyi karıştırıp dolapta birgün bekletin. sabah, öğle, akşam yemeklerinizden bir saat önce tüketin. Metabolizmanızı hızlandıracak ve sindiriminizi kolaylaştıracak.
Sarımsak kürü
4 diş sarımsağı soyup havanda suyu çıkana kadar dövün. Cam bir kavanozda 500 ml katkısız elma sirkesiyle karıştırın. Kapağını sıkıca kapatıp kavanozu koyu renkli bir poşette serin ve karanlık bir yerde 10 gün bekletin.
10 günün sonunda sabah, öğle, akşam yemekten 10 dakika önce bir tatlı kaşığı bu kürden yutun. 80 kilonun altındaysanız günde 2 kez yeterli olacaktır.
Kaynak: pembenar

Vücudu toksinlerden temizliyor

Vü­cu­dun za­ten hali hazırda bulunan tok­sin at­ma me­ka­niz­ma­la­rı vardır, bunlar: Bağırsak­lar, böb­rek­ler ve ka­ra­ci­ğerdir. Karnabahar ise bu üç sistemi de kısa sürede çalıştırmaya başlıyor.

Mangalın kötü etkilerinden korur

Mangalı hepimiz severiz ancak dikkat etmek gereken bazı hususlar vardır. Hepimizin bildiği gibi, etin ateşe ya da kömüre doğrudan temas etmemesi gerekir mesela. Karnabahar da mangal yapmayı çok seven ve sık sık yapanların tüketmesi gereken bir sebze, çünkü içinde yüksek miktarda bulunan bit­ki­sel lif­ler, özel­lik­le man­gal­da piş­miş et gi­bi uzun va­de­de kan­ser olu­şu­mu­na ze­min ha­zır­la­ya­bi­le­cek yi­ye­cek­ler­le bir­lik­te alın­dı­ğın­da etin bu et­ki­si­ni azal­tıyor.

Kabızlığı yok eder


İçindeki lifler sayesinde karnabahar tüketildiğinde, dolaşım sistemini harekete geçirerek kabızlığı önler.

İdrar yolları enfeksiyonunun iyileşmesine yardımcı olur

Karnabahar enfeksiyonlara karşı etkin ve antibakteriyel birçok aktif madde içermektedir. Özellikle idrar yolları enfeksiyonlarında bilinen en etkili sebzedir.

Alzheimer’a yakalanma ihtimalini düşürür

Karnabaharın içerdiği thiamin, alzheimer hastalığına karşı koruyucu özelliği olan bir maddedir. Uzmanlar bu nedenle beyni de güçlendirdiğini söyleyerek tüketilmesinin önemini vurguluyor.

Migren ağrılarını bitirir

İçerdiği etkin maddelerden biri de antimigraine’dir. Bu özelliği sayesinde uzun süreli tüketildiğinde migrene karşı savaşma özelliği de bulunuyor.

Mide ülseriyle savaşır

Karnabaharın içerdiği threonine ve quercitrin ülsere karşı etkin bir madde olması nedeniyle özellikle bu konuda problemi olanların rahatlıkla tüketebileceği bir sebze olarak vurgulanıyor.

E vitamini deposudur

Özellikle yapraklarında bulunan E vitaminlerini vücudumuza kazandırmak için, haşlarken ya da yemeğini yaparken 4-5 adet yaprağını kullanabilirsiniz.

Kış aylarında hastalıklardan korur

Karnabahardaki selenyum bağışıklık sistemini korumaya yardımcı olur. Özellikle kış aylarında ana yemeklerde bol bol tüketebilirsiniz.

Ağrı kesicidir

İçeriğindeki K vitamini ve omega-3 yağ asitleri sayesinde kronik ağrılara ve hatta romatizmaya iyi geliyor.











göz alıcı makyaj uygulamak için en önemli adımlar:
  1. yüzünüzü TEMİZLEMEKLE BAŞLAYIN. Cilt tipinize en  uygun olan  ürünü seçin ( - yıkama jeli, losyonlar  - ) Makyaj uygulamaları almak için cildinizi hazırlayın. Hidrasyon da makyaj başlamadan önce önemlidir.
  2. Bir sonraki adım cilt tonunu eşleşen rengi kullanmaktır. Yüzdeki çizgilerin ,renk farklılıklarının ortadan kalkması için 
  3. Sivilce, lekeler ve akne izleri  gizlemek için gizleme ürünlerini kullanın. Bunun için kapatıcılar kullanın.
  4. Göz makyaj ile başlayın, iç tonları vurgulamak için alt göz kapaklarında ve koyu tonları daha hafif gölgeler kullanın. Daha belirgin bir görünüm elde etmek bir kontur hattı kullanın. Dumanlı gözler şimdi moda Bunlar heyecan verici bakmak ve şık bir görünüm vermek kullanabilirsiniz..
  5. Eye liner ve maskara kullanın. Gözlerinizi kirpiklerinizi  daha çekici ve etkileyici yapar kirpikler için için bukle kullanabilirsiniz.
  6. Mutlaka  allık kullan. Onsuz makyaj eksik görünüyor. Daha doğal bir görünüm için hafif gölgeler kullanın. Çok fazla allık uygulamayın.
  7. Kıyafet renkleri ile eşleşen rujlar tercih edilir. Makyaj artırıcı bir etki veren herhangi bir gölge kullanın. Rujunuzu uygulamadan sonra dudakları bazı parlaklık uygulayın.

Gençleştirici DHEA hormonunun içerdiği etkili maddeleri avokadoda bulabilirsiniz. Alın bölgeniz için, 2 hafta boyunca her akşam limon suyu ile avokado tüketin. Çünkü limon suyunda bulunan C vitamini, avokadoda bulunan maddelerin etkisini artırır. 4 gün içerisinde etkisini göstermeye başlar.

Ağız çevresine soya
Yüzünüzde burun çevresinde başlayıp, ağız bölgesinde biten bir çizginin oluşmasını istemiyorsanız, doğal maddeler ve masajla kolayca önleminizi alabilirsiniz. Bunun için, bolca soya ürünü tüketin. Çünkü bu ürünler, flavonoit olarak adlandırılan hücre koruyucu maddeler içerirler. Bu maddeler aynı zamanda bazı bakım kremlerinde de bulunuyor. Flavonoit içeren kremleri problemli bölgelerin üzerine sürüp, 5 dakika kadar parmak uçlarınızla dairesel hareketlerle masaj yapın. Her gün kullandığınız takdirde, 2 hafta içerisinde etkili bir sonuç almanız mümkün olacak.

Üst dudağa zetinyağı
Üst dudak çevresi çoğu zaman ihmal edilir. Oysa bu bölge hızla nem kaybına uğrar. Bu durumda en büyük yardımcınız zeytin. Üst dudağınıza birkaç damla zeytinyağı sürüp, parmak uçlarınızla hafifçe üzerine vurun. Bu hareket kan dolaşımını hızlandırır. Yağ ise cildi yumuşatır.

Malzemeler ve hazırlanışı
100 gr defne yaprağına bir miktar su ilave edin ve kaynatın. Ateşten inince biraz demlensin. Soğuyunca bu su ile yüz ve boynunuz silin. Ardından nemlendirici sürün. Bitkisel yağlardan yapılmış bakım yağı olursa daha doğrusu olur.
Düzenli kullanımda 1 ay sonra yumuşak ve daha hoş görünümlü bir deriye sahip olduğunuzu göreceksiniz. (Oğul otu, fesleğen ve defne yaprağı gibi kokulu bitkileri kaynatmak yerine demlediğiniz zaman, güzellik maskelerinizde doğru sonuç alırsınız.

Zamanla sarkan, strese, hava kirliliğine yenik düşen cildin ilacı kozmetiklerde değil bitkilerde gizli. Özellikle yüzümüz kıyafetlerin arkasına saklanamadığından vücudun diğer bölgelerinden daha çok etkilenir dış faktörlerden. Bugün kendiniz için bir iyilik yapın ve güvendiğiniz bir aktarın yolunu tutun. Bol bol defne yaprağı satın alın…
Sağlık dolu, parlak bir görünüm oluşturmak için defneden yardım alın. Aynı zamanda ipeksi saçlar için de size bir doğal bir malzeme... Koyu yeşil rengiyle cilde enerji, canlılık veren defne yaz kış yaprağı dökülmeyen bir şifalı ağaç. Yeni maskelerinizde onun yapraklarını ve yağını da kullanın.

Malzemeler
.Çörekotu yağı
.Tatlı badem yağı
.Bemiks kompoze
.Sinameki otu
Yapılışı
Otumuzu 2 kaşık cezveye ekliyoruz.Daha sonra üzerine yarım su bardağı su ekliyoruz.Kaynaması için 10 dk boyunca kısık ateşte tutuyoruz.Yaprakların suya iyice karışmasını sağlıyoruz.Bu arada Bemiks ampulü eczanelerden alabilirsiniz.Kaynayan karışımı ocaktan alıyoruz.Süzgeç vasıtasıyla yapraklarını süzüyoruz.Tatlı badem yağının kendi şişesinde mevcut bulunan kapağı ile ekleme yapacağız.Karışımın içine tatlı badem yağından yaklaşık 1 buçuk kapak ekliyoruz.Bu arada karışımın soğuk olmasına özen göstermemiz gerekli.Daha sonra aynı şekilde çörekotu yağından 1 kapak karışıma ekliyoruz.Eklediklerimizi karıştırmadan önce son malzememiz ampul formundaki bemiksi ekleyeceğiz.Bunun bir tanesi yeterli olacaktır.Ampulü dikkatli bir şekilde kırıp karışımın içine ekleyin.Bemikside karışımın içine ekledikten sonra bir tatlı kaşığı yardımı ile karışımı iyice karıştırın.Artık saç uzatma karışımımız hazır.Bu karışımı gece yatarken saçlarımızın diplerini ayırarak diplerimize uyguluyoruz ve bir bone takarak yaklaşık 10 saat saçımızda bekletiyoruz.

Göz altı morluklarının tam nedenini bulmak çok zordur.Buna neden olabilecek ellinin üzerinde hastalık bulunmakta olduğundan bu öneriler diğerleri içindir.Göz altı morluğunun bilinen yaygın nedenleri,göz altı derisi pigmentlerinin artması sonucu kahverengileşmesi, göz altı derisinin yapısal olarak ince olması nedeni ile alttaki damarların görünmesi veya damarların genişlemesi,yaşa bağlı olarak göz altlarının sarkarak gölgelenmeye neden olması veya alerjik reaksiyona bağlı olarak kaşıntı sonucu tahribat.Aynı zamanda göz altı morluğunuzun sebebi genetik olabilir.Esmer tenlilerde Hindistan,Pakistan gibi ülkelerde örneğin göz altı morluğu herkeste olan birşeydir.Bunun tamamen yok edilmesi mümkün değildir,sadece kozmetiklerle yok edilebilir.Uzun süre bilgisayar ekranına bakmak veya televizyon izlemek gözleri yoracağından kesinlikle göz altı morluklarına sebep olur.Özellikle parlak ışıklı bilgisayar ekranına yakından bakmak.
Az uyumak: Kimine 4 saat yeterken kimine 10 saat anca yeter.O yüzden herkesin kendi ihtiyacı kadar uykusunu alması çok önemlidir.Göz altı morluklarının en büyük sebeplerinden bir tanesi uykusuzluktur.
Az su içmek: Vücut suzuz kaldığında ve yorgun düştüğünde göz altlarına yansır.Kişiden kişiye bu ihtiyaç değişsede,ortalama olarak erkeklerin 13 bardak bayanların ise günde 9 bardak su içmeleri gerekmektedir.
Sigara dumanı: Ciltte ve aynı zamanda gözde kuruma yaptığından morluğa sebep olur.Sigarayı bırakmaya çalışın ve içilen ortamlarda da fazla durmamaya çalışın.
Fazla alkol tüketimi alkol kılcal damarları genişlettiğinden deride geniş damarlar morluk olarak görülebilir.Alkolü az tüketin ve alkol aldığınızda bol bol su için.
Tuz(sodyum): Sodyum damarları genişletir.Böylece genişleyen damarlar morluk olarak görülür.Hazır gıdalarda bolca bulunur.Bu yüzden tuzu ve hazır gıdaları az tüketin.
İşte size evde uygulayabileceğiniz basit yöntemler;
Soğuk Kompres: Temiz bir bezi ya da makyaj pamuklarını soğuk buzlu suyla ıslatın,elinizle dikkatlice sıkın ve gözlerinize kompres yapın. 5 ile 10 dakikalık kompresler  göz altı morluğunuzun azalmasına yardımcı olacaktır.
Taze dilimlenmiş Soğuk salatalık veya Patates rendeleri: Salatalıkları veya patatesleri dolapta biraz soğuttuktan sonra gözlerinizin altında 10 dk beklettikten sonra gözlerinizin morluğunu azaldığını fark edeceksiniz.
Bol sebze ve meyve üzüm çekirdeği ekstresi: Bol sebze ve meyve üzüm çekirdeği tüketin.Sebzelerde bulunan A,C ve E vitamini alt cilt dokumuza yararlıdır.Özellikle C Vitamini kolajen üretimi sağlar.Kolajen cilt altı dokumuzda olduğu gibi damarlarda da bulunur.Üzüm çekirdeği ekstresi de çok iyi bir antioksidandır.Toksinleri atmanızı sağlar.
Çay: Göz altı morluğuna iyi gelen en iyi çözümlerden bir tanesidir.Demlediğiniz çay poşetlerini atmayınız 15 dk dinlendiriniz.
Masaj: Günde bir kaç kere uygulayabileceğiniz bu masaj göz altı morluklarınızın azalmasına yardımcı olacaktır.Aynı zamanda makyaj öncesinde de uygulayabilirsiniz.Parmaklarınızla gözünüzün altındaki kemikleri yoklayın.Kemiklerin iç tarafına doğru parmaklarınızı bastırın,basıp-çekerek yaklaşık 10 kere bunu uygulayarak göz altı morluklarınızın azalmasına yardımcı olacaksınız.Aynı zamanda gözünüzün üstündeki kemiklerinize de bunu uygulayabilirsiniz.

Epilasyonda kullanılan lazerler kıl kökünde ve derinin üst tabasında bulunan melanin pigmentini hedef alırlar.Melanin pigmenti,deriye ve kıla renk veren bir maddedir.Bu madde ne kadar fazlaysa lazer epilasyonun yanıtı okadar artar.Yani koyu bir kıla sahipseniz alacağınız sonuçta o kadar iyi olacaktır.Lazer, melanin pigmentini hedef aldığı için diğer organlarımıza zarar vermez, deri ve göz dışında melanin pigmenti bulunmaz.Bu nedenle lazerin iç organlara zarar vermesi gibi bir şey söz konusu değildir.Artı lazerlerin dalga boyları; alexandrite lazerin dalga boyu 755 nm(nanometre),diot lazerin 800 nm, endiak lazerin 1064 nm dalga boyuna sahiptir.Dalga boyları derinin orta tabakasına veya endiak lazer için söylersek eğer biraz daha yağ dokusuna kadar işleyebilir.Yani deriden daha alt tabakalara inmesi söz konusu değildir.
Bayanların en çok sorduğu soru ise lazer yaptırırsam kısırlık olur mu veya yumurtalıklarıma zarar verir mi? Böyle bir şey söz konusu değildir.Yirmi yıldır lazer epilasyon uygulanmaktadır ve herhangi bir kanserojen etkisi veya ciddi  bir  yan etki görülmemiştir.
Görülecek yan etkiler sadece derinin üst tabakasıyla sınırlı olup, yanık ve lekelenmeler gibi yan etkiler görülür. Bunlarda en fazla 1-2 yıl içerisinde derinin üst tabakası yenilendiği için atılacaktır ve kalıcı bir yan etki kalmayacaktır.

Yulaf kepeği ile güzel bir cilt bakım maskesi yapacağız şimdi. Yulaf kepeği karışımı kullandım ben. İçerisinde yumurta akı ve süt tozu da varmış. Böylece tam bir proteinli cilt bakımı olacak. Yoğurt ile yapacağız. Peki ne işe yarayacak bu yoğurt maskesi? Yüzünüzde çil varsa, güneş lekeleri ve gebelik lekeleri varsa yoğurt maskesi size göre. Hemen

1 Yemek kaşığı ölçüsünde yulaf kepeği karışımı, 1 yemek kaşığı evde mayalanmış yoğurt, 1 çay kaşığı karbonat. Bu malzemeleri karıştırıyoruz. Yüzümüze özellikle de leke ve çil olan yerlere ova ova sürüyoruz. İyice nüfuz etsin ki etkisi daha fazla olsun. En az 20 dakika yüzümüzde beklemeli. Böylece zamanla, bu maskeyi sık sık uyguladıkça cildimizin rengi açılacak. Daha net, berrak ve güzel bir yüzünüzün olmasını istemez misiniz?

Yoğurt maskesi ortalama 20 dakika bekledikten sonra ova ova çıkarılmalıdır. Peeling etkisi olması açısından bu şarttır. Böylece ölü deri atılır. Zaman içinde cilt açılır. Koyu yerler açılacak ve taze deri ortaya çıkacaktır. Bu maske haftada 1 kere kesinlikle uygulanmalıdır. Bir kere yapılıp güneş lekeleri ve çillerin yok olması mümkün değildir. Yoğurt maskesi bir kürdür. Bu cilt açıcı kür, en az 2 ay boyunca haftada 1 kez olmak koşulu ile devam ettirilmelidir.

Sürekli uyguladığınızda değişimi göreceksiniz ve inanamayacaksınız.
 
Siyah tonlarda makyaj yapmaya çalışın.Kırmızının hiç bir tonunu kullanmayın..Elbiseniz kırmızı olmasın..Zaten sevgiliniz yoksa ne diye giyineceksiniz..Alın çekirdek bir film seçin izleyin.. O ne o öyle makyaj yap giyin ,hediye al...Sevgilin yok derdin yok..

Yaşımız ilerledikçe tüm vücudumuz gibi yüzümüzde de ufak tefek değişiklikler fark etmeye başlarız. Hemen paniğe kapılmayın. Birkaç makyaj hilesiyle yıllara meydan okumanız mümkün. Daha genç gösteren 15 makyaj hilesini sizler için araştırdık. İlk olarak cildinizi temizlemeli ve ardından mutlaka nemlendirmelisiniz. Bu adımı atlarsanız gençleşmek bir yana cildiniz leke leke görünecektir.

Şu ana kadar reklamlardan bolca duyduğumuz anti aging etkili kremin bir muadili de patates kabuğu. Başta göz çevresindeki yaşlanma etkileri olmak üzere yüzdeki bütün yaşlanma etkilerine karşı koyuyor. Bunu yapmasına yardımca olan da patates kabuğunda bulunan enzim, katekolamin.
Karın Yağlarıyla Savaşan 7 Yiyecek

Karın Yağlarıyla Savaşan 7 Yiyecek
Yaşınız kaç olursa olsun büyük olasılıkla daha düz bir karın istiyorsunuz, hele ki gelecek yaz yapacağınız muhteşem plaj tatilini düşündükçe isteğiniz artıyor olmalı. Modern diyetler sandığınızdan daha fazla yağ içeren, hem de halsizlik hissi yaratan düşük kaliteli rejimlerdir.





Tırnak Kırılmalarını Engellemenin Yolları

Tırnak Kırılmalarını Engellemenin Yolları
Kadınların en sık karşılaştığı sorunlardan bir tanesi de sebepsiz yere kırılan ve ellerimizde kötü, pasaklı ve özensiz bir görünüme neden olan tırnaklardır. Bu kırılmaların sebebi gün içinde yaptığımız şeylerdir. Tırnaklarımız yalnızca evişleri yüzünden değil, işyerinde yaptıklarımız sebebiyle de kırılabilir. Eğer siz de tırnak kırılmasından şikayetçiyseniz, bu yazı tam size göre! Bugün, tırnak kırılmalarının önüne geçme yollarından bahsedeceğiz.



Tırnaklarım Neden Kırılıyor?
Tırnak kırılmasına yol açabilecek bir çok sebep vardır. En sık görülen sebep ise kolayca kırılabilen, uzamayan tırnaklardır. Bu gibi tırnaklar katman katman soyulur ve en ufak bir darbede ya da dikkatsizlikte kırılır.

Hassas tırnaklar, ne yaparsak yapalım hemen kırılır ve her daim aşınmış bir yüzeye sahiptir. Bulaşıkları yıkarken, bilgisayarda yazı yazarken veya haftasonu evde hiç bir şey yapmazken bile kırılabilirler. Tırnaklarımızın kolayca kırılmasının günlük hayatta yaptıklarımızdan çok aşağıdakilerle ilgili vardır:

Beslenme: Yeterince A ve B vitamini tüketmiyorsanız, bir de çinko, protein, demir ve kalsiyum alım miktarınız olması gerekenin altındaysa tırnaklarınız bakımsız ve sarımtırak görünecektir.
Kalsiyum Eksikliği: Ya vücudunuzun gerek duyduğu kadar kalsiyum almıyorsunuz ya da kalsiyum tutumunu önleyen bir rahatsızlığınız var.
Hastalıklar: Kırılgan tırmaklarla en çok ilişkilendirilen rahatsızlıklar, anemi, hiper ya da hipotiroid, yavaş kan dolaşımı ve romatizmadır.
tırnak2

Genel Anlamda Sağlıksız Bir Vücut: Vücudunuz sağlıksız ve bağışıklık sisteminiz de kuvvetli değilse tırnaklarınız her zaman olduğundan daha fazla kırılacaktır.
Dış Sebepler:  Kimyasallara mağruz kalmak (beyazlatıcı, deterjan, dezenfektan vb.) ve suyla fazla temas (bulaşık yıkamak, çocukları yıkamak, sebzeleri yıkamak vb.) da tırnakların kırılmasına sebep olabilir.
Farkında olmadan tırnaklarınızın kırılmasına sebep olan bazı “düşmanlar” vardır. Bunlar, hem kırılmalara hem de tırnaklarınızın sağlıksız görünmesine sebep olabilirler. Bu düşmanlar aşağıdaki gibidir;

Yaşlanma
Deri İltihabı
Genetik Yatkınlık
Aşırı Sıcak ya da Soğuğa Maruz Kalmak
Tırnaklarınızı Isırmak (Onikofaji)
UVB Işını
Aşırı Manikür (Takma Tırnak, Aşırı Törpüleme vb.)
Mantar (Candida Albicans, tırnaklarınıza saldıran ve cildinizin kızarmasına, tırnaklarınızın da koparak düşmesine sebep olan mantardır.)
Tırnak Kırılmalarını Önlemek İçin Neler Yapabilirim?
Bu problemi yaşamak istemiyorsanız ya da tırnak kırılmasına karşı genetik bir yatkınlığınız varsa aşağıdakileri unutmamaya özen gösterin:

Bulaşıkları eldivenle ya da günde yalnızca bir kez yıkayın: Bulaşık deterjanları ve sıcak su hem el hem de tırnaklarınız için oldukça zararlıdır. Önce kimyasal madde ardından da sıcak su tırnaklarınızı zayıflatır ve sorunlara açık hale getirir. Bulaşık yıkamadan önce büyük bir kaba deterjan ve suyu koyup, bulaşıklarınızı bir süre bu kabn içinde bekletebilirsiniz. Bu sayede hem bulaşıklarınız daha kolay temizlenmiş, hem de elleriniz daha az zarar görmüş olur. Bunun yanı sıra lateks eldiven giymeyi de ihmal etmemelisiniz. Eldivenin içine pamuk yerleştirebilir, bu sayede terlemeyi önleyebilirsiniz.
oje



Daha fazla protein tüketin: Tırnaklarımız ve saçlarımız proteinden oluşmaktadır. Eğer tırnak ya da saçlarınızda bir problem varsa bu, protein eksikliğinden kaynaklanıyor demektir. Bunu önlemek için et, lifli sebzeler ve soya tüketmelisiniz. Bu maddeler protein açısından zengindir.
Yağ asidi tüketin: Yağ asitleri tırnaklarımız ve genel anlamda sağlığımız için çok önemlidir. Yağ asidi, yumurta, tam yağlı süt, ceviz, sebze, yağ ve ketenyağında bulunur.
Kırılan tırnaklarınızı anında onarın: Tırnaklarınız kırıldıysa yapabileceğiniz en güzel şey, tırnaklarınızı sağlıklı bölüme kadar mümkün olduğunca kesmektir. Bunun yanında kırılma anında onarım yapmanız da önemlidir. Bu sayede kırılmaya devam etmeyecektir. Kırılan tırnağınızı törpüleyebilir ya da bir bandajla sarabilirsiniz. Şayet kırılan tırnağınızı “kurtarmak” istiyorsanız, bazı kadınların yaptığı gibi ufak bir miktar yapıştırıcıyı, poşet çayın poşet kısmından alacağınız küçük bir parçanın üzerine dökebilir ve tırnağın kırılan kısmına yapıştırabilirsiniz. Bu işlemden sonra tırnağınıza cila sürmeniz gerekmektedir.
oje2

Manikürünüze dikkat edin: Ojeniz çıkmaya başladığında tırnağınızdan kazımayın çünkü bu hareket tırnağın üst katmanını inceltecek ve güçsüzleştirecektir. Aseton kullanımınızı asgari düzeye indirin ve haftada en fazla bir kez kullanmaya özen gösterin. Fazla aseton kullanımı tırnaklarınızı kurutacaktır. Tırnak güçlendirici ya da takma tırnak kullanmamaya özen gösterin. Bu gibi ürünler altta yatan problemleri “gizlerler” ve bu ürünleri kullanmayı bıraktığınız an eski sorunlarla ya da daha kötüsü ilerlemiş problemlerle karşılaşırsınız.
Tırnaklarınızı birer araç olarak kullanmayın: Tırnaklarınız kutu açıcı ya da yapışkan sökücü değil. Bu gibi şeylerde tırnaklarınızı kullanmak, onlara zarar verip güçsüzleştirecek ve kolayca kırılmalarına sebep olacaktır.
Gereğinden fazla suda bırakmayın: Tırnaklarınızı haftada bir kez suya sokabilirsiniz fakat bunu haftanın her günü birer saatliğine yapmayın. Tatile gittiğinizde tırnaklarınıza fazladan özen göstermelisiniz çünkü havuz suyu tırnaklarınıza zarar verir. Klor ne tırnaklarınıza ne de cildinize faydalıdır.
oje3

Her hafta düzenli bir şekilde bakım yapın: Tırnaklarınıza bakım yapmak için ellerinizi zeytinyağı ve tuzla ovalayın ve ölü derilerden kurtulun. Ardından ojenizi çıkarın ve hem düzgün hem de sağlıklı olmaları için törpüleyin. Ellerinizi bir kaç dakika ılık suyla yıkayın. Daha sonra nemlendirici krem sürün ve ellerinize masaj yapın. Yapabileceğiniz bir diğer şey ise, ellerinizi kısa bir süreliğine havluya sarmaktır.
Ev yapımı ürünler kullanın: En popüler ürün limon suyu ve şeker karışımıdır; elma sirkesi ve ılık su; hintyağı, bal ve buğday tohumu yağı; karbonat ve su; papaya, yumurtanın akı ve badem yağı; dereotu ve su vb. karışımlar evde yapıp tırnaklarınıza uygulayabileceğiniz karışımlardandır. Bütün karışımlarda, elde ettiğiniz karışımı önce tırnağınıza uygulayın ve ardından birkaç dakika bekleyin. Daha sonra ılık su ile durulayın.
Yüksek kan basıncı yani hipertansiyon çok ciddi bir sağlık sorunudur ve insan ırkının en tehlikeli rahatsızlıklarından birisidir. Arteriyal kan basıncının sürekli artması çok ciddi sorunlar yaratabilir, hatta ölüme bile neden olabilir. Bu yazımızda sizlerle, kan basıncınızı kolayca nasıl düşürebileceğinize dair 5 doğal yöntem paylaşacağız.


Bu hastalığın özelliklerinden birisi de genelde bir belirtisinin olmamasıdır; ancak tedavisi çok kolaydır. Yine de olabilecek belirtiler arasında, çarpıntı, baş ağrısı, terleme, ani nabız değişikliği, baş dönmesi, gerginlik, yorgunluk, kulak çınlaması ve yüz kızarması bulunmaktadır.

1- Sarımsak

Uzmanlar yüksek tansiyonla baş etmek için sarımsak tüketilmesini öneriyorlar. Sarımsak damarların genişlemesini sağlayıp, pıhtı oluşumunu önlüyor. Sarımsağın bu özelliğinden faydalanmak için, beslenme düzeninize günde bir diş sarımsak eklemeniz yeterli olacaktır.

2- Bitter Çikolata
kan-basinci3

Almanya Cologne Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, bitter çikolata yemek tansiyon için yararlı. Belki de bunun nedeni, çikolatanın kalp sağlığı için çok önemli olan flavonoidleri içermesidir. Yine de uzmanlar sütlü çikolata yerine ufak porsiyonlarda bitter çikolata yememizi öneriyorlar.

3- Maydanoz ve limon
kan-basinci4


 
Kabuğu da dahil bütün bir limon ve maydanoz ile yapacağınız bir içecek karışımının, idrar söktürücü etkisi çok önemlidir. Vücut, tansiyonun yükselmesine neden olan maddeleri idrar ile dışarı atabilir. Bu nedenle, sabahları kahvaltıdan önce limon ve maydanoz suyu içmenizi öneriyoruz. Eğer isterseniz  bir bardak ılık suyun içine bir limonun suyunu sıkıp onu da kahvaltıdan önce içebilirsiniz.

4- Yulaf ezmesi
kan-basinci5

Yüksek kan basıncı veya hipertansiyonla savaşmada bize yardımcı olabilecek bir başka doğal ürün de yulaf ezmesi. Yulaf ezmesi, kötü kolesterol seviyesini ciddi miktarda azaltan çözülebilir lifler içerir. Bildiğimiz üzere, bu tür kolesterol tansiyon yükselmesinde önemli bir rol oynuyor. En çok önerilen yulaf ezmesi tüketme yöntemi, kahvaltıda bir kase yemek. Bu şekilde bir taşla iki kuş vurmuş olursunuz.

5- Lavanta, Mercanköşk ve Jojoba
kan-basinci6

10’ar damla lavanta ve mercanköşk yağını 20 ml jojoba yağı ile karıştırın. Dairesel hareketlerle yavaşça göğsünüze sürün. Gece uygulanması daha iyidir.

Son olarak, yüksek tansiyonu önlemek için dikkate alınması gereken başka önemli öneriler de var. Tuz tüketiminizi azaltın, potasyum, magnezyum ve kalsiyum açısından zengin meyve ve sebze yiyin, stresten kaçının, dinlendirici egzersizler yapın ve son olarak her şeyden önemlisi tansiyonunuzu düzenli olarak ölçüp almanız gereken ilaçlar varsa alın.

C vitamini: Cildi destekleyen ve sıkılık kazandıran kolajen dokunun üretilmesinde önemli rol oynar. C vitamini içeren krem veya serumlar cilde uygulandığında deriye rengini veren melanosit hücrelerinin aktivitesinin düzenlendiği görülür. C vitamini ürün ambalajlarında ascorbic acid, magnesium ascorbyl phosphate veya ascorbyl palmitate adlarıyla listelenebilir. Limon veya portakal özütü bulunan ekstrelerde cilt açıcı içerik olarak kullanılır. 

Kojik asit (Kojic acid): İsmi sizi korkutmasın, bildiğimiz kimyasal ve yakıcı asitlerden değil. Japonya ve Uzakdoğu Asya ülkelerinde uzun süredir kimyasal beyazlatıcı 'hydroquini'ye alternatif olarak kullanılan kojik asit, Asya’da yetişen Reishi mantarından elde ediliyor. Beyaz kristalimsi yapıdaki kojik asit deride kahverengi pigmentlerin (melanin) yapılmasından sorumlu tirozsinaz proteinin fonksiyonunu yavaşlatarak, cildin koyulaşmasının önüne geçiyor. Ek olarak antioksidan özelliği bulunan kojik asit, cilt açıcı ürünlerde doğal türevli içerik olarak tercih ediliyor. 

B3 vitamini (Niacinamide): Derinin fazla renk pigment üretimini kontrol altında alan etkili bir cilt beyazlatıcıdır. Derideki kolajen üretimini destekleyerek ince çizgi ve kırışıklıkların oluşumunu da engeller. Cildin nem tutmasını da artıran B3 vitamini, derinin yumuşak ve pürüzsüz bir görünüm kazanmasını sağlar. Anti-aging, nemlendirici ve cilt aydınlatıcı özelliğiyle B3 vitamini, cilt beyazlatıcı içeriklerde en çok kullanılan maddelerden. 

Meyan kökü özütü: Her ne kadar antik çağlardan beri meyan kökü sağlık için kullanılsa da 1990 yılların başında Japon bilim adamları meyan kökünün içinde bulunan glabridin adlı maddenin UVA ve UVB güneş ışınlarını emebildiğini ve etkili bir cilt beyazlatıcı içerik olarak kullanılabileceğini kanıtladılar. Cilt bakım ürünlerine eklenen meyan kökünün, derideki koyu lekelere karşı savaştığı, cildi sakinleştirdiği ve kırmızılığı azalttığı görüldü. Ürün ambalajlarındaki içerik listesinde meyan kökü liquorice extract veya glycyrrhiza glabra olarak listeleniyor. 

Beyaz dut özütü: Meyan kökü özütü gibi deride kahverengi pigmentlerin (melanin) üretimini tetikleyen tirosinaz enziminin fonksiyonunu engeller ve koyu lekelerin oluşumunun önüne geçer. Cilt açıcı ürünlerin içeriğinde beyaz dut özütünü mulberry (morus alba) olarak görebilirsiniz. 

Ayı üzümü özütü: Ayı üzümü bitkisinin yapraklarından elde edilen özüt içindeki alfa-arbutin maddesi çilleri, koyu lekeleri ve deri renk farklılıklarını giderir. Bir ay boyunca yapılan bir araştırmada, alfa-arbutin içeren cilt beyazlatıcı ürünleri kullanan 80 kadının cilt renginde belirgin şekilde açılma gözlenmiştir. Özellikle cilt rengini açan ürünlerde kullanılan bu özütü, içerik listesinde bearberry (uva ursi) olarak görebilirsiniz. 

Cilt beyazlatıcı ürünlerde kullanılan bu doğal ve doğal türevli maddeler tek başına kullanıldığında veya evde kendi yaptığımız maskelerle etkili olmuyor. En etkili sonucu almak için cilt beyazlatıcı, aydınlatıcı krem veya serumları uzun süre, düzenli olarak kullanmak gerekiyor. Açılan cilt renginizi korumak için her gün mutlaka güneş kremi kullanmalısınız.


 Makyajda başarıyı yakalamak için öncelikle cilt tipini doğru belirlemek gerekiyor. Cilt tipi belirledikten sonra en uygun makyaj tonlarını bulmak kolaylaşıyor. İş sadece cilt tipi için uygun makyaj malzemeleri seçmeye kalıyor. Cilt rengi için uygun, renk uyumu olan ürünler kullanmak, daha genç ve güzel görünmeyi sağlıyor. Ciltte makyajı doğru göstermenin en iyi yolu ise; cilt rengi için uygun olan fondöten ve kapatıcılarla makyaj öncesi bazı iyi kullanmaktan geçiyor. Doğru tonda kapatıcılar ve cilt lekesi kaybeden baz üstüne uygulanan makyaj en iyi sonucu veriyor.Cilde uyumlu makyajı bulabilmek için, yüzde makyaj denemeleri yapılarak, en uygun olan stil belirlenebilir. Ayrıca ideal makyaj tonlarını bulmak için bir kozmetik mağazasına uğrayabilir, burada doğru cilt tonu öğrenilebilir. Açık tenliler makyaj malzemeleri içinde bronz ve bakır allıklar bulundurmalı
Açık tenli kadınlarda makyaj her zaman risklidir. Beyaz ten üzerine yapılacak yanlış uygulamalar, kötü sonuçlara yol açabiliyor. Açık tenli kadınlar, makyaj öncesi baz oluştururken açık renk fondöten kullanmalı. Fildişi rengi fondöten, cildi dengelemeye yardımcı olacaktır. Cilt lekesi için sıcak şeftali, pembe ve tonları tercih edilebilir. Açık renkli bazın ardından allık tercihi bronz, şeftali ve bakır tonlarından yana kullanılmalı.
Göz farı seçiminde kahverengi, haki ve toprak tonları tercih edilebilir. Evoria makyaj uzmanları siyah göz farı ve kalem kullanmaktan kaçınılmasını, bunun yerine kahverengi kalem ve rimelin daha iyi sonuç vereceğini söylüyor. Makyajı tamamlamak için şeftali ve pembe tonlarında rujlar iyi sonuç verecektir.
Buğday tenlilere gül ve erik renkleriyle profesyonel makyaj
Orta ton cilt rengine sahip olanlar için makyaj teknikleri çok da farklı değil. Profesyonel makyaj izlenimi yaratmak için öncelikle doğru fondöten veya kapatıcı kullanmak gerekiyor. Koyu renk bir astar ile nötr renklerle kapatıcı kullanılarak makyaj desteklenebilir. Buğday tene sahip kadınlar, daha parlak bir cilt görünümüne sahip olmak için gül ve erik renklerini kullanabilirler.
Bej, kahverengi ve karamel gibi renkleri, altın ve gümüşle kombine edip canlı bir görünüm elde edilebilir. Kavun ve kayısı tonları da ışıltılı bir gölge vermek için karıştırılıp kullanılabilir.
Eğer orta tonlarda bir cildiniz varsa; koyu mor ve canlı mavi kullanmaktan kaçınmanız gerekiyor. Çünkü göz üzerinde kullanılan canlı bir mavi, gözü şişmiş veya morarmış gibi gösterebilir. Buğday tenliler profesyonel makyaj için ruj tercihini canlı turuncu ve canlı pembe renklerinden yana kullanabilir. Böylelikle makyajda renk uyumu sağlanmış olur.
Esmerler, ateşli kırmızı ve kahverengi mercan rujlarla makyajda renk uyumu sağlamalı
Koyu renk bir cilt tonunuz varsa cilt rengini ön plana çıkarmak için kullanılacak makyaj malzemeleri ışıltılı ve parlak pembe tonlarında seçilmeli. Böylelikle daha canlı makyaj modelleri elde edilebilir. Makyaj teknikleri konusunda en önemli konu doğru makyaj malzemelerini kullanmak . Yüzünüzde ön plana çıkarmak istediğiniz yerlerde daha canlı tonlar kullanmak gerekiyor. Özellikle esmerler gözlerinin güzelliğini ortaya çıkarmak için altın, gümüş, çikolata ve zümrüt yeşili, mor ve lacivert gibi renkleri kullanmalılar. Kırmızı tabanlı gölgeler de çekici gözleri oluşturmada yardımcı olacaktır.
Bronz ve dut renkli allık ile derin sıcak pembe, fuşya ve kayısı allık renklerini tercih edebilirsiniz. Dudaklarınızda bal rengi altın ışıltı, karanlık berry renkler, koyu kırmızı ve derin mürdüm tonları uyum sağlayacaktır. Esmerler ayrıca ateşli kırmızı ve kahverengi mercanları da deneyebilir.
Bir çok kadınının kurtarıcısı fondötenler, farklı cilt tipleri ve kullanım alanlarına göre çeşitlilik gösteriyor. Mesela çabuk yağlanabilen cilt için kompakt, kuru ciltler için sıvı ve krem fondötenler kullanılmalıdır.

Sıvı, krem, kompakt veya köpük... Peki hangi fondöten sizin teninize en uygun? İşte bunun doğrusunu bulmak bir sorun. Fondöten çeşitlerinin sayısı oldukça fazla, bu sebeple birçok kadın için cildine uyan ürünü bulmak çok zorlaşıyor. İster sıvı veya krem olsun, ister kompakt fondöten veya isterse de köpük halinde... Bu dört ürünün de kendine göre avantajları bulunuyor. Bununla birlikte, her birinin cilt yapısına göre etkileri eşit veya optimal değil. Bütün kadınlar taze ve doğal bir cildi olmasını arzu eder, fakat çok azı buna sahiptir. Fast food yemek, stresli meslek hayatı ve yüksek orandaki hava kirliliği ile direkt teması, cildimizi vücudumuzun en önem vermemiz gereken organı haline dönüştürüyor. Bu nedenle cildimizin kolaylıkla dengesini kaybetmesi doğal. Sivilceler, geniş deri gözenekleri, kızarıklıklar ve kurumuş veya yağlı ciltler bunun bir sonucu. Gelin birlikte hangi fondöten şekline cildinizin daha yatkın olduğunu araştıralım...

Kompakt 
Kolay yağlanan ciltler için
Bir kompakt fondötenin yüze uygulanışı sıvı bir üründen daha pratik ve kolaydır. Fakat çok kuru cildi olan kişiler için kompakt fondöten bir avantaj olmaktan çıkar. Buna pudranın da karışması ile cilt daha da kuru ve hatta kepekli bir hale dönüşebilir. Aynı zamanda yüz kırışıklıkları olan kadınların da bu pratik fondöten şeklini kullanmamaları gerekir: Küçük pudra partikülleri bu kırışıklıklara kolayca yerleşerek onları daha belirgin hale getirir. Kolay yağlanabilen bir cilt için kompakt fondöten daha uygundur, çünkü cildin yağlı parlaklığı kompakt fondötendeki yüksek pudra oranı sayesinde kolayca gizlenebilir.


Sıvı
Uzun süre etkili
Sıvı fondöten kuru cilde sahip veya cildi yaşlanmış kadınlar için daha akıllıca bir çözüm olabilir. Küçük nemli bir süngercikle sürüldüğünde cildi nemlendirir ve taze, düz bir tene sahip olmanızı sağlar. Bazı özel yağsız ürünler de vardır ki, bunlar da yağlı ciltleri olan kadınlar için idealdir. Cildi hafif veya kuvvetli örten, uzun süre etkisini gösteren, mat, düzleyici ürünlerden tutun da hassas ciltlere göre olanları bile sayarsak birçok çeşidi bulunuyor. 


Krem
Kış ayları için çok ideal
Genelde krem fondötenler aynı zamanda yağ içeriklidir. Bu nedenle kuru ciltler için tam çözüm getiren bir formüldür. Çok iyi bir kapatıcı olduklarından çoğunlukla mat, kepekli ciltlere çabucak taze bir görünüm kazandırırlar. Kış aylarında cildimiz en kuru olduğu zamanı yaşadığından tam da bu aylar için krem fondöten tavsiye edilir. Bu tip fondötenler hafif bir manto gibi koruyucu şekilde cildi kapladıklarından kirlenmeye müsaittir, gözenekli ciltler için uygun değildir.


Köpük
Parmaklarınızla uygulayın
Köpük cilt üzerinde hafif, hava almasına yardım eden bir etki yaratır ve mat ipeksi bir görünüm sağlar. Yüksek orandaki renk zerrecikleri ile ciltteki temiz olmayan bölgeleri veya hataları saklar ve genç veya karışık ciltli kadınlar için uygundur. Köpük fondöten en kolay yoldan parmaklarla cilde sürülür. Parmak uçlarındaki ısı sayesinde köpüğün karakteri cildi okşayan bir kreme dönüşür. Amerika’da ortaya çıkan yeni bir trende göre fondötenin örtücü karakterinde cildi yenileyen mineralli pudralar moda haline geldi ve bunlar aynı zamanda çok hafif olup, hassas ciltler için de çok yararlılar.


Bunlara dikkat edin!

Doğru fondöteni bulmak için ürünleri elinizin arka yüzünde denemeyin, çünkü orada cildin pigmentleri, yüzünüzdeki pigmentlerden farklı. Bunları çenenizde veya çene altınızda deneyin. En ideal renk tonu, tabii ki cilt tonunuza en uygun olanıdır. Fondötenleri en doğru olarak gün ışığında test edin çünkü yapay ışık bazı renk tonlarını yutar. Kim cildinden çok daha koyu bir fondötenin taze bir tatil sonrası rengi kazandırdığını düşünüyorsa, yanılıyor. Çünkü çok koyu fondötenler kadınları dinlenmiş ve taze göstermek yerine, daha yaşlı gösterir! Kullandığınız fondötenin yapısı mutlaka cilt yapınıza uygun olmalıdır. Diğer bir nokta da seçtiğiniz fondötenin güneş korumalı olmasıdır.


Nasıl uygulayacaksınız?

Uygularken ilk yapmanız gereken cildinizi temizlemek ve nemlendirmektir. Cildinizi temizleyip, arındırdıktan sonra cilt tipinize göre seçmiş olduğunuz nemlendirici yardımıyla cildinizin dengesini sağlamalısınız. Bu işlemin ardından bir süre beklemelisiniz. Çünkü cildiniz kremi emmeden fondöten uygularsanız istediğiniz sonucu alamayabilirsiniz. Fondöteni elinizle sürebileceğiniz gibi daha hafif ve doğal olması için sünger ya da fırça kullanabilirsiniz. Uygulama esnasında az miktarda fondöten alna, buruna, çeneye ve yanaklara sürülmeli ve dudaklar da dahil olmak üzere tüm yüz derisine yayılana kadar dairesel hareketlerle homojen olarak dağıtılmalıdır. Çenede ve yanaklarda; dışa doğru ve yukarı, alında ise bir yandan öbür yana aşağı doğru; burunda, aşağı burun ucunun altına doğru, gözaltına kapatıcı kullanmıyorsanız daha ince sürmelisiniz. Cildinizde kızarıklık veya kapatmak istediğiniz bölgeler varsa fondöten öncesi kapatmalısınız. Ayrıca fondöteni sürerken yüzünüz ile boynunuz arasındaki renk dengesine dikkat etmelisiniz. Uygulama sonrası bir süngerle fazlalıkları alabilirsiniz.

Ömrü ne kadardır?

İyi kalitede üretilmiş bir fondötenin ömrü, açılmadan 1-1.5 yıl, açıldıktan sonra ise 5-6 aydır. Pudra fondötenler, akıcı kıvamlılara kıyasla daha uzun ömürlüdür. Açıldıktan sonra 1 yıl kullanılabilir. Bozulan fondötenin kıvamı eskiye oranla daha koyudur, uygularken topaklanır, renginde ve kokusunda değişiklikler meydana gelir. Bu durumlardan herhangi biri oluştuğu taktirde o fondöteni kullanmamalısınız. Cildinizde tahriş ve alerjiye yol açabilir. Uzun süredir duran bir fondöteniniz varsa yüzünüze sürmeden önce mutlaka elinizin üzerinde deneyin. Her kullanımdan sonra ağzını silin ve kapağını sıkıca kapatın. Işıklı, sıcak ve nemli ortamlarda saklamayın. Ayrıca yağlı ciltlerin yarı sıvı bir fondöten, kuru olanların ise krem şeklinde ürün kullanmaları makyajın daha iyi görünmesini sağlayacağını unutmayın..kaynak:gazetevatan

İçerisinde sentetik herhangi bir madde kulanılmayan,dogadan alındıgı gibi sunulan,renklendirici koruyucu veya yapay tatlandırıcı gibi kimyasal malzemeler kullanılmadan üretilen ürünlerdir...



Sık yıkanan saç daha fazla dökülüyor
Saçların her gün yıkanmasının derideki koruyucu tabakayı yok ederek saç dökülmesine daha fazla yol açabilir.
Özellikle şampuan seçiminde saçın yağlı veya kuru oluşunun dikkate alınması gerekir.Saçların her gün yıkanması, derideki koruyucu tabakayı yok ederek saç dökülmesine daha fazla yol açabilmekte. Saçlar haftada 2-3 kez ‘pH’ değeri deri yapısına uygun bir şampuanla yıkanmalıdır. Yıkama sırasında sıcak su yerine ılık su tercih edilmelidir.
Saçın jole gibi ürünlere uzun süre maruz bırakılmalı; kurutma makinesi yerine saçları havluyla ya da mümkün olduğunca da doğal yöntemlerle kurutulmasında yarar olduğunu unutmayalım.
“Mevsimsel geçişlere dikkat”
Mevsim geçişlerinde ciltte olduğu gibi saçlarda da belirgin değişikliklerin görülebilmekte.
Sonbahar ve ilkbahar aylarında bu dökülmeler anormal şekilde artabilir. Kış aylarında soğuk kuru hava nedeniyle kuruyan, yıpranan saclar, baharın gelişiyle değişen etkenlerle dökülmeye başlar. Bahar aylarında artan enerji ihtiyacı nedeniyle beslenmeye dikkat edilmeli, protein ağırlıklı besinlerin tüketimine özen gösterilmelidir. B grubu vitamin desteği kullanılabilir, demir, biyotin ve çinko eksikliği varsa takviye edilmelidir.