Vücudu toksinlerden temizliyor

Vü­cu­dun za­ten hali hazırda bulunan tok­sin at­ma me­ka­niz­ma­la­rı vardır, bunlar: Bağırsak­lar, böb­rek­ler ve ka­ra­ci­ğerdir. Karnabahar ise bu üç sistemi de kısa sürede çalıştırmaya başlıyor.

Mangalın kötü etkilerinden korur

Mangalı hepimiz severiz ancak dikkat etmek gereken bazı hususlar vardır. Hepimizin bildiği gibi, etin ateşe ya da kömüre doğrudan temas etmemesi gerekir mesela. Karnabahar da mangal yapmayı çok seven ve sık sık yapanların tüketmesi gereken bir sebze, çünkü içinde yüksek miktarda bulunan bit­ki­sel lif­ler, özel­lik­le man­gal­da piş­miş et gi­bi uzun va­de­de kan­ser olu­şu­mu­na ze­min ha­zır­la­ya­bi­le­cek yi­ye­cek­ler­le bir­lik­te alın­dı­ğın­da etin bu et­ki­si­ni azal­tıyor.

Kabızlığı yok eder


İçindeki lifler sayesinde karnabahar tüketildiğinde, dolaşım sistemini harekete geçirerek kabızlığı önler.

İdrar yolları enfeksiyonunun iyileşmesine yardımcı olur

Karnabahar enfeksiyonlara karşı etkin ve antibakteriyel birçok aktif madde içermektedir. Özellikle idrar yolları enfeksiyonlarında bilinen en etkili sebzedir.

Alzheimer’a yakalanma ihtimalini düşürür

Karnabaharın içerdiği thiamin, alzheimer hastalığına karşı koruyucu özelliği olan bir maddedir. Uzmanlar bu nedenle beyni de güçlendirdiğini söyleyerek tüketilmesinin önemini vurguluyor.

Migren ağrılarını bitirir

İçerdiği etkin maddelerden biri de antimigraine’dir. Bu özelliği sayesinde uzun süreli tüketildiğinde migrene karşı savaşma özelliği de bulunuyor.

Mide ülseriyle savaşır

Karnabaharın içerdiği threonine ve quercitrin ülsere karşı etkin bir madde olması nedeniyle özellikle bu konuda problemi olanların rahatlıkla tüketebileceği bir sebze olarak vurgulanıyor.

E vitamini deposudur

Özellikle yapraklarında bulunan E vitaminlerini vücudumuza kazandırmak için, haşlarken ya da yemeğini yaparken 4-5 adet yaprağını kullanabilirsiniz.

Kış aylarında hastalıklardan korur

Karnabahardaki selenyum bağışıklık sistemini korumaya yardımcı olur. Özellikle kış aylarında ana yemeklerde bol bol tüketebilirsiniz.

Ağrı kesicidir

İçeriğindeki K vitamini ve omega-3 yağ asitleri sayesinde kronik ağrılara ve hatta romatizmaya iyi geliyor.









Malzemeler ve hazırlanışı
100 gr defne yaprağına bir miktar su ilave edin ve kaynatın. Ateşten inince biraz demlensin. Soğuyunca bu su ile yüz ve boynunuz silin. Ardından nemlendirici sürün. Bitkisel yağlardan yapılmış bakım yağı olursa daha doğrusu olur.
Düzenli kullanımda 1 ay sonra yumuşak ve daha hoş görünümlü bir deriye sahip olduğunuzu göreceksiniz. (Oğul otu, fesleğen ve defne yaprağı gibi kokulu bitkileri kaynatmak yerine demlediğiniz zaman, güzellik maskelerinizde doğru sonuç alırsınız.

Zamanla sarkan, strese, hava kirliliğine yenik düşen cildin ilacı kozmetiklerde değil bitkilerde gizli. Özellikle yüzümüz kıyafetlerin arkasına saklanamadığından vücudun diğer bölgelerinden daha çok etkilenir dış faktörlerden. Bugün kendiniz için bir iyilik yapın ve güvendiğiniz bir aktarın yolunu tutun. Bol bol defne yaprağı satın alın…
Sağlık dolu, parlak bir görünüm oluşturmak için defneden yardım alın. Aynı zamanda ipeksi saçlar için de size bir doğal bir malzeme... Koyu yeşil rengiyle cilde enerji, canlılık veren defne yaz kış yaprağı dökülmeyen bir şifalı ağaç. Yeni maskelerinizde onun yapraklarını ve yağını da kullanın.





Tırnak Kırılmalarını Engellemenin Yolları

Tırnak Kırılmalarını Engellemenin Yolları
Kadınların en sık karşılaştığı sorunlardan bir tanesi de sebepsiz yere kırılan ve ellerimizde kötü, pasaklı ve özensiz bir görünüme neden olan tırnaklardır. Bu kırılmaların sebebi gün içinde yaptığımız şeylerdir. Tırnaklarımız yalnızca evişleri yüzünden değil, işyerinde yaptıklarımız sebebiyle de kırılabilir. Eğer siz de tırnak kırılmasından şikayetçiyseniz, bu yazı tam size göre! Bugün, tırnak kırılmalarının önüne geçme yollarından bahsedeceğiz.



Tırnaklarım Neden Kırılıyor?
Tırnak kırılmasına yol açabilecek bir çok sebep vardır. En sık görülen sebep ise kolayca kırılabilen, uzamayan tırnaklardır. Bu gibi tırnaklar katman katman soyulur ve en ufak bir darbede ya da dikkatsizlikte kırılır.

Hassas tırnaklar, ne yaparsak yapalım hemen kırılır ve her daim aşınmış bir yüzeye sahiptir. Bulaşıkları yıkarken, bilgisayarda yazı yazarken veya haftasonu evde hiç bir şey yapmazken bile kırılabilirler. Tırnaklarımızın kolayca kırılmasının günlük hayatta yaptıklarımızdan çok aşağıdakilerle ilgili vardır:

Beslenme: Yeterince A ve B vitamini tüketmiyorsanız, bir de çinko, protein, demir ve kalsiyum alım miktarınız olması gerekenin altındaysa tırnaklarınız bakımsız ve sarımtırak görünecektir.
Kalsiyum Eksikliği: Ya vücudunuzun gerek duyduğu kadar kalsiyum almıyorsunuz ya da kalsiyum tutumunu önleyen bir rahatsızlığınız var.
Hastalıklar: Kırılgan tırmaklarla en çok ilişkilendirilen rahatsızlıklar, anemi, hiper ya da hipotiroid, yavaş kan dolaşımı ve romatizmadır.
tırnak2

Genel Anlamda Sağlıksız Bir Vücut: Vücudunuz sağlıksız ve bağışıklık sisteminiz de kuvvetli değilse tırnaklarınız her zaman olduğundan daha fazla kırılacaktır.
Dış Sebepler:  Kimyasallara mağruz kalmak (beyazlatıcı, deterjan, dezenfektan vb.) ve suyla fazla temas (bulaşık yıkamak, çocukları yıkamak, sebzeleri yıkamak vb.) da tırnakların kırılmasına sebep olabilir.
Farkında olmadan tırnaklarınızın kırılmasına sebep olan bazı “düşmanlar” vardır. Bunlar, hem kırılmalara hem de tırnaklarınızın sağlıksız görünmesine sebep olabilirler. Bu düşmanlar aşağıdaki gibidir;

Yaşlanma
Deri İltihabı
Genetik Yatkınlık
Aşırı Sıcak ya da Soğuğa Maruz Kalmak
Tırnaklarınızı Isırmak (Onikofaji)
UVB Işını
Aşırı Manikür (Takma Tırnak, Aşırı Törpüleme vb.)
Mantar (Candida Albicans, tırnaklarınıza saldıran ve cildinizin kızarmasına, tırnaklarınızın da koparak düşmesine sebep olan mantardır.)
Tırnak Kırılmalarını Önlemek İçin Neler Yapabilirim?
Bu problemi yaşamak istemiyorsanız ya da tırnak kırılmasına karşı genetik bir yatkınlığınız varsa aşağıdakileri unutmamaya özen gösterin:

Bulaşıkları eldivenle ya da günde yalnızca bir kez yıkayın: Bulaşık deterjanları ve sıcak su hem el hem de tırnaklarınız için oldukça zararlıdır. Önce kimyasal madde ardından da sıcak su tırnaklarınızı zayıflatır ve sorunlara açık hale getirir. Bulaşık yıkamadan önce büyük bir kaba deterjan ve suyu koyup, bulaşıklarınızı bir süre bu kabn içinde bekletebilirsiniz. Bu sayede hem bulaşıklarınız daha kolay temizlenmiş, hem de elleriniz daha az zarar görmüş olur. Bunun yanı sıra lateks eldiven giymeyi de ihmal etmemelisiniz. Eldivenin içine pamuk yerleştirebilir, bu sayede terlemeyi önleyebilirsiniz.
oje



Daha fazla protein tüketin: Tırnaklarımız ve saçlarımız proteinden oluşmaktadır. Eğer tırnak ya da saçlarınızda bir problem varsa bu, protein eksikliğinden kaynaklanıyor demektir. Bunu önlemek için et, lifli sebzeler ve soya tüketmelisiniz. Bu maddeler protein açısından zengindir.
Yağ asidi tüketin: Yağ asitleri tırnaklarımız ve genel anlamda sağlığımız için çok önemlidir. Yağ asidi, yumurta, tam yağlı süt, ceviz, sebze, yağ ve ketenyağında bulunur.
Kırılan tırnaklarınızı anında onarın: Tırnaklarınız kırıldıysa yapabileceğiniz en güzel şey, tırnaklarınızı sağlıklı bölüme kadar mümkün olduğunca kesmektir. Bunun yanında kırılma anında onarım yapmanız da önemlidir. Bu sayede kırılmaya devam etmeyecektir. Kırılan tırnağınızı törpüleyebilir ya da bir bandajla sarabilirsiniz. Şayet kırılan tırnağınızı “kurtarmak” istiyorsanız, bazı kadınların yaptığı gibi ufak bir miktar yapıştırıcıyı, poşet çayın poşet kısmından alacağınız küçük bir parçanın üzerine dökebilir ve tırnağın kırılan kısmına yapıştırabilirsiniz. Bu işlemden sonra tırnağınıza cila sürmeniz gerekmektedir.
oje2

Manikürünüze dikkat edin: Ojeniz çıkmaya başladığında tırnağınızdan kazımayın çünkü bu hareket tırnağın üst katmanını inceltecek ve güçsüzleştirecektir. Aseton kullanımınızı asgari düzeye indirin ve haftada en fazla bir kez kullanmaya özen gösterin. Fazla aseton kullanımı tırnaklarınızı kurutacaktır. Tırnak güçlendirici ya da takma tırnak kullanmamaya özen gösterin. Bu gibi ürünler altta yatan problemleri “gizlerler” ve bu ürünleri kullanmayı bıraktığınız an eski sorunlarla ya da daha kötüsü ilerlemiş problemlerle karşılaşırsınız.
Tırnaklarınızı birer araç olarak kullanmayın: Tırnaklarınız kutu açıcı ya da yapışkan sökücü değil. Bu gibi şeylerde tırnaklarınızı kullanmak, onlara zarar verip güçsüzleştirecek ve kolayca kırılmalarına sebep olacaktır.
Gereğinden fazla suda bırakmayın: Tırnaklarınızı haftada bir kez suya sokabilirsiniz fakat bunu haftanın her günü birer saatliğine yapmayın. Tatile gittiğinizde tırnaklarınıza fazladan özen göstermelisiniz çünkü havuz suyu tırnaklarınıza zarar verir. Klor ne tırnaklarınıza ne de cildinize faydalıdır.
oje3

Her hafta düzenli bir şekilde bakım yapın: Tırnaklarınıza bakım yapmak için ellerinizi zeytinyağı ve tuzla ovalayın ve ölü derilerden kurtulun. Ardından ojenizi çıkarın ve hem düzgün hem de sağlıklı olmaları için törpüleyin. Ellerinizi bir kaç dakika ılık suyla yıkayın. Daha sonra nemlendirici krem sürün ve ellerinize masaj yapın. Yapabileceğiniz bir diğer şey ise, ellerinizi kısa bir süreliğine havluya sarmaktır.
Ev yapımı ürünler kullanın: En popüler ürün limon suyu ve şeker karışımıdır; elma sirkesi ve ılık su; hintyağı, bal ve buğday tohumu yağı; karbonat ve su; papaya, yumurtanın akı ve badem yağı; dereotu ve su vb. karışımlar evde yapıp tırnaklarınıza uygulayabileceğiniz karışımlardandır. Bütün karışımlarda, elde ettiğiniz karışımı önce tırnağınıza uygulayın ve ardından birkaç dakika bekleyin. Daha sonra ılık su ile durulayın.

Yeşil Çay Göbek Yağlarını Eritirken Tarçın da kan seviyesini düzenleyerek tokluk hissi yaratıyor.Bunları içerek yağlarınızdan kurtulup tok bir diyet yapabilirsiniz.İşte haberin detyaları...


 Yediklerinize dikkat ettiğiniz halde kilo veremiyorsanız bazı gıdaları beslenme programınıza ekleyerek daha kolay kilo verebilirsiniz.

Tarçın
Yapılan çalışmalar tarçının kan şekeri seviyesini düzenlemede yardımcı olduğunu göstermiştir. Özellikle Tip 2 diyabeti olan kişilerde tarçın iştahı azaltmak için kullanılabilir. Tatlıdan vazgeçemem diyenlerdenseniz kalori eklemeden tat almak için kahve, çay, ya da yoğurdun içine karıştırın.

Yeşil çay
Bazı çalışmalar yeşil çayın karın yağı yakarak vücudu uyardığı ve kilo kaybını teşvik ettiğini göstermiştir. Yeşil cay, metabolizmayı etkileyen fitokimyasal bir yapı içerir. Kilo kaybı konusunda yeşil çaydan destek almak istiyorsanız günde birkaç fincan içmeniz gerekebilir.

Greyfurt
Sindirimi uzun süren ve bol miktarda lif içeren greyfurt yağ yakıcı özelliğe sahip olmasa da daha az kalori alarak kendinizi tok hissetmenize yardımcı olur. Yemekten önce yarım greyfurt yer ya da yarım bardak greyfurt suyu içerseniz yemek sırasında daha az yiyeceğiniz için daha az kalori almış olursunuz.

Karpuz
Su içeriği yüksek olan gıdalar bağırsaklarda daha fazla yer kaplar; bu da yemek için daha az yer bırakır. Birçok çiğ meyve ve sebze de su içeriği yüksek olduğu için midede çok yer kaplarken düşük kalori almanızı sağlar. Karpuz likopen açısından zengin bir kaynaktır ve gün için bazı A ve C vitaminleri almanıza da yardımcı olur.

Armut ve elma
Armut ve elma da lifli meyveler olduğu için su içerikleri yüksektir. Bunların suyu yerine kendisini yemek hem daha fazla lif almak hem de efor harcamak açısından daha sağlıklıdır.

Üzüm
Kalori değeri diğer meyvelere göre yüksek olan üzümü ölçülü tükettiğinizde daha uzun süre tokluk hissedersiniz. Yaş üzüm yerine kuru üzüm tüketmek ise hem kalori değerini düşürür hem de daha uzun süre tok kalmanızı sağlar.

Çiğ sebzeler
Çiğ sebze olağanüstü bir aperatiftir. Açlık hissettiğinizde cips gibi abur cuburlar yerine doğranmış kereviz, havuç gibi sağlıklı aperatifleri tercih ederseniz daha az kalori almış olursunuz.

Yumurta
Çalışmalar sabah protein yemenin daha uzun süre tok tuttuğunu göstermiştir. Simit ya da poğaça gibi besinler yerine yumurta yiyerek daha uzun süre tok kalabilirsiniz. Bir yumurtada 75 kalori vardır; ancak yüksek kalitedeki protein içeriği ve diğer hayati besin maddeleri ile birlikte çok daha sağlıklı beslenmenizi sağlar.
KAYNAK:kadinhaberleri.com

Şifalı çay elde edilen şifalı bitkiler

Bitki Çayı Nasıl Hazırlanır?
            IHLAMUR
     
     Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa sebep olabilir. 
     
     Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı, kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir. 
      
     YOGİ ÇAYI
     
     Hintli yogilerin içtiği baharatlı bir çay. Tam da kış mevsimine uygun, yani ısıtıcı. Ayurvedik bir çay yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. Dilerseniz sütle karıştırıp için. 
      
     ISIRGAN
     
     Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir. 
      
     BİBERİYE
     
     Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi ağır yemeklerden sonra içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit, başağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarına da birebirdir. Hoş bir tat vermesi açısından biberiye çayına bir parça da kabuk tarçın atabilirsiniz. 
      
     REZENE
     
     Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz. 
      
     HİNDİBA
     
     Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba iyi bir idrar söktürücüdür. Karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının baş köşesine oturtması gereken otlardan biridir hindiba ve bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır. Hindiba köklerinden yapılan kahve iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır. 
      
     NANE
     
     Nane çayı, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane, nefes darlığında da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konur, üzerine taze veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanır, sabaha kadar bırakılır. 
      
     KEKİK
     
     Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağıln baharatların karışımndan elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor. 
      
     ZENCEFİL
     
     Ayurveda ve Çin Tıbbı’nda 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil, zerdeçal ve bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar. 
      
     ADAÇAYI
     
     Kızılderililerin kutsal bitkisi sayılan adaçayı, Akdeniz yöresinde bol bol yetişir. Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz. 
      
     ELMA
     
     Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, baş ağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır, göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz. 
      
     kadinca.mynet.com
Bitki çayları en sık kullandığımız bitkisel ürünlerden. Ancak bitki çaylarını yaparken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Çayların tedavi edici etkisini artırabilirsiniz.

Bitki çayları en sık kullandığımız bitkisel ürünlerden. Ancak bitki çaylarını yaparken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Çayların tedavi edici etkisini artırabilirsiniz.
İlaç yapımında da kullanılan bitkiler, doğal şifa kaynakları.
     
     Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su kullanılmalı.
   
     Suyunuzu kaynattıktan sonra bir-iki dakika dinlendirin.
     Porselen bir demliğe önce, çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine gerekli miktarda su ekleyin.
   
     Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir.
     Çayın demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir.
     Kök bitkilerden çay yapacağınız zaman (zencefil, havlıcan gibi) aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte cezveye koyup kaynatma yoluyla çayınızı yapabilirsiniz. 

ŞİFA Üniversitesi Dermatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Fatma Aslı Hapa, eşlik eden diğer hastalıklar nedeniyle sedef hastalığının artık sistematik bir hastalık olarak kabul gördüğünü söyledi.

-->
Şifa Üniversitesi Gaziemir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatma Aslı Hapa, toplumda sedef hastalığı hakkında yanlış kanılar olduğunu belirterek, uyarılarda bulundu. Yakın zamanda sedef hastalığı ile ilgili önemli araştırma merkezlerinden biri olan Dallas Baylor Research Institute'de hem klinik hem de laboratuvar düzeyinde çalışmalara katılan Doç. Dr. Hapa, sedefin toplumda kabul gördüğü gibi masum bir hastalık olmadığını söyledi. Sedefin, en sık görülen cilt hastalıklarından biri olduğuna vurgu yapan Hapa, görülme sıklığının ise yüzde 2-3'ler oranında olduğunu kaydetti. Hapa, kronik, tekrarlayan; genellikle de diz ve dirsek, bölgelerinde, saçlı deride, el içi ve ayak tabanında kızarıklıklarla, beyaz kepeklenmelerle seyreden bu hastalığın; günümüzde eşlik eden başka hastalıklar nedeniyle sistemik bir hastalık olarak kabul edildiğini ifade etti. Hapa, “Son yıllarda yapılan çalışmalar, sedef hastalığına, şeker, kalp, damar sertliği, obezite gibi hastalıkların da sıklıkla eşlik ettiğini ortaya koydu” dedi.Hapa, ayrıca sedef hastalığının kalıcı hasarlarla giden eklem tutulumu da yapabildiğini, dolayısıyla sadece estetik bir sorun değil, özellikle şiddetli ve yaygın hastalığı olan hastalarda yaşam kalitesini ve süresinin etkileyen bir durum olduğuna dikkat çekti
YAŞAM ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞMELİSedef hastalarının eşlik eden sistemik hastalıklarla daha az karşılaşmaları için yaşam alışkanlıklarını değiştirmelerinin önemini vurgulayan Doç. Dr. Hapa, “Sedef hastaları fazla kilolarından kurtulmalı, sigara içmemeli ve spor yapmalıdırlar” dedi.
Ayrıca Sedef hastalığında stres faktörünün önemine de değinen Hapa, hastalığın alevlenmesinde, şiddetlenmesinde, stres faktörünün önemli rol oynadığını ve bu hastalarda depresyonun daha sık görüldüğünü belirti.
BİYOLOJİK AJANLARLA TEDAVİKronik ve tekrarlayan bir hastalık olsa da Sedef hastalığının günümüzde tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Hapa, eskiden deri üzerine uygulanan krem tedavilerinden farklı olarak günümüzde çok gelişmiş ilaçların bulunduğunu söyledi. Bu amaçla ‘biyolojik ajanlar' denilen yeni ilaçların da devreye girdiğini anlatan Hapa, “Sedef hastalığı kaderiniz olmasın” dedi.