İşte Kilo vermenizi sağlayan kürler! 
Karbonatlı su kürü
1 buçuk litre su, 1 tatlı kaşığı karbonat, ve 1 tatlı kaşığı limonu bir tencerede 10 dakika kaynatın. Kaynayan karışımın 1 saat soğumasını bekleyip sabah, öğle, akşam yemeklerden 30 dakika önce önce birer bardak tüketin. Kısa bir süre içinde kilo vermenize yardımcı olacaktır.

Beyaz lahana ve maydanoz kürü
1 buçuk litre suyu kaynatıp 5-6 yaprak beyaz lahana ilave edin ve kısık ateşte 5 dakika kadar daha kaynatın. 9-10 dal maydanoz ve yarım çay bardağı limon suyu ekleyin. 25 dakika daha kaynayınca karışımı süzerek posasından kurtulun.
Suyunu dolapta birgün beklettikten sonra yemeklerden önce için. Sindirim ve hazmı kolaylaştıracak, metabolizmayı hızlandıracaktır.
Yoğurt kürü
Yoğurt kürü için gerekenler; 1 kase yoğurt, 1 çay kaşığı zeytinyağı, 1 çay kaşığı zerdeçal ve 1 çay kaşığı tarçın. Bütün malzemeyi karıştırıp dolapta birgün bekletin. sabah, öğle, akşam yemeklerinizden bir saat önce tüketin. Metabolizmanızı hızlandıracak ve sindiriminizi kolaylaştıracak.
Sarımsak kürü
4 diş sarımsağı soyup havanda suyu çıkana kadar dövün. Cam bir kavanozda 500 ml katkısız elma sirkesiyle karıştırın. Kapağını sıkıca kapatıp kavanozu koyu renkli bir poşette serin ve karanlık bir yerde 10 gün bekletin.
10 günün sonunda sabah, öğle, akşam yemekten 10 dakika önce bir tatlı kaşığı bu kürden yutun. 80 kilonun altındaysanız günde 2 kez yeterli olacaktır.
Kaynak: pembenar
Hamileliğin son aylarında anneleri bol bol balık tüketen bebekler, diğerlerinden daha iyi gelişiyor.

Bilim adamlarının yaptığı bir araştırma, balığın ceninin büyümesini sağladığını gösterdi… Araştırma ekibi, balığın içindeki Omega 3 yağ asitlerinin kanı daha akışkan hale getirdiğini, rahimdeki kan dolaşımının böylece hızlandığını, bunun da bebeklerin gelişmesine olumlu katkı yaptığını söylüyor.

Haftada 2 öğün balık
Bu nedenle anne adaylarının haftada 2 öğün balık yemelerini öneren uzmanlar, normal kilonun altında doğan bebeklerin 40 yaşından sonra kalp ve tansiyon gibi hastalıklarla karşılaşma riskinin daha yüksek olduğunu hatırlatıyor.

12 bin kadın üzerinde yapılan araştırmaya göre hamileliğin son aylarında bol bol balık tüketen kadınların bebekleri, diğerlerinden daha uzun boylu ve kilolu olarak doğuyor. Hamileliğin son aylarında anneleri bol bol balık tüketen bebekler, diğerlerinden daha iyi gelişiyor. Britanya’da Bristol Üniversitesi’nde görevli bilim adamlarının 12 bin kadın üzerinde yaptıkları araştırma, balığın ceninleri büyüttüğünü gösterdi.

Uzmanlar, kadınlardan gebeliğin 32. haftasından itibaren ne kadar balık tükettiklerini kaydetmelerini istedi. Bu kayıtlardan yola çıkılarak kadınların, sağlığı olumlu etkileyen Omega 3 yağ asidi tüketimleri hesaplandı. Bilim adamları, çok balık tüketen kadınların bebeklerinin az balık tüketen kadınlara oranla daha büyük olduklarını, balığın ceninin büyümesi üzerinde olumlu etki yaptığı gözlendi.

Olumlu katkı için
Normalde 10 bebekten biri küçük doğuyor, ancak balık tüketmeyen kadınlarda bu sayı sekizde bire çıkıyor. Araştırma ekibinin başkanı Dr. Imogen Roberts, balığın içindeki Omega 3 yağ asitlerinin kanı daha akışkan hale getirdiğini, rahimdeki kan dolaşımının böylece hızlandığını, bunun da bebeklerin gelişmesine olumlu katkı yaptığını söylüyor.

Bu nedenle gebe kadınların haftada iki öğün balık yemelerini salık veren Dr. Roberts’a göre, doğum sırasında normal kilonun altında olan bebeklerin 40 yaşından sonra kalp, yüksek tansiyon ve diyabet gibi hastalıklarla karşılaşma riski daha yüksek.

Balığın, hamilelik süresini uzatmadığına dikkat çeken uzmanlar, doğrudan alınan balık yağının ise hamilelik süresini uzattığını, ancak kilo ve boyu etkilemediğini belirtti. Ancak gebelerin, yüksek miktarda civa içeren kılıç balığı, köpek balığı ve ton balığından uzak durmaları gerekiyor. Kaynak:www.kadincakulup.com/
Bebek Hangi Ayda Hangi Gıdaları Yiyebilir?


6 – 7 ay: Bebeğin kaşığa alıştırılma zamanıdır. Dudak ve dilini kullanmayı, yutmayı öğrenir. Yumuşak, ezme kıvamındaki sıvı besinleri tüketebilir. Meyve suyu, yoğurt, devam maması / sütü, meyve veya sebze püreleri, pirinç, tahıl içeren çorbalar, sebze çorbası ve ¼ oranında yumurta sarısı, pekmez gibi. 7. aydan itibaren kıyma eklenebilir. Şeker, bal, reçel basit karbonhidrat içerir, boş enerji kaynağıdır. Pekmez ise; demir, potasyum ve kalsiyum içerir. 

7 – 8 ay: Bu dönemde bebek kaşığa alışmıştır. Çiğneme hareketleri başlar, bardaktan içebilir. Yeni lezzet ve yapıda besinler beslenmeye eklenebilir. Pütürlü kıvamdaki besinler, ezilmiş tavuk, balık eti, tahıl – kurubaklagil ezmeleri, bisküvi, bitkisel yağlar, gibi.
8 – 12 ay: Bebek çiğnemeyi öğrenmiştir. Dilini hareket ettirerek lokmayı ağzında döndürebilir. Ufak besin parçalarını eline alabilir, ağzına götürebilir. İyi ezilmiş kıymalı ve sebzeli ev yemekleri, tam yumurta, pastörize peynir, makarna, ekmek gibi besinleri rahatlıkla tüketebilir.
12 – 18 ay: Bu dönemde bebek artık kendi kendine bakabilir, beslenebilir. Kolay çiğnenebilen her türlü yiyeceği tüketebilir. Süt içebilir. 1 yaşından itibaren çocuğun kendi kendine yemek yemesi kendine olan güveninin gelişmesi bakımından da büyük önem taşır.

Sağlıklı Çocuklar İçin Annelere Öneriler

• Doğru zamanda doğru besinleri bebeğin beslenmesine eklemek ileriki dönemde yaşanacak beslenme problemlerini ve beslenme yetersizliklerini ortadan kaldırır. 
• 1 yaşından itibaren bebeğiniz her şeyi yiyebilir. Bu dönemde bebeğinizin yeterli ve dengeli beslenmesi için dört temel besin gurubundan (et-yumurta-kurubaklagil gurubu, süt ve süt ürünleri grubu, sebze-meyve gurubu, ekmek ve tahıl grubu) ihtiyacı olan miktarlarda tüketmesini sağlayın. 
• Anne sütünden sonra en iyi protein kaynağı yumurtadır. Kahvaltıda haşlama, omlet ve domates, biber gibi sebzelerle pişirerek menemen şeklinde tüketilebilir. Çocuğunuzun her gün mutlaka 1 tam yumurta tüketmesine dikkat edin.
• Süt, kalsiyumun en iyi kaynaklarından biridir. Çocuğunuzun kemik ve diş yapımı, gelişimi ve sağlığın korunması için için günde 1 – 2 bardak süt içmelidir.
• Sütteki kalsiyumun kemiklere yerleşmesi için D vitaminine ihtiyaç vardır. D vitaminini besinlerden almak mümkün değil. Sadece güneşle sentezlenir. Bu nedenle, bol güneşi bulduğumuz bu aylarda çocuğunuzu uygun saatlerde mutlaka güneşten yararlandırın.
• Bu yaşlarda kanın miktarı hızla artar. İlk bir yaşta bebeğin temel besini süt olduğu için sütteki demir kan yapımı için yeterli değildir. Bu nedenle çocuğa demirden zengin kırmızı et, yumurta, koyu yeşil yapraklı sebzeler, pekmez gibi besinler verilmelidir.
• Besinlerdeki demirin vücuttaki yararlılığını arttırmak için C vitamininden zengin besinlerle beraber tüketilmelidir.
• C vitamini turunçgiller ve diğer meyveler, yeşil yapraklı sebzeler (brokoli, semizotu gibi), yeşil biber, domates ve kuşburnunda bulunur. 
• Günde 2-3 porsiyon meyve ve 4-6 kaşık pişmiş sebze yemeği tüketilmesi günlük C vitamini ihtiyacını ve yeterli posa alımını sağlar. Bu sayede kabızlığı önler ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine etki eder.
• Çocuğunuzun beslenmesinde besin çeşitliliğini arttırın. Farklı türdeki yiyecek ve sebze-meyvelerin tüketimi değişik vitamin ve minerallerin alınmasına yardımcı olur. 
• Vitamin ve mineraller meyve ve sebzelerin kabuğa yakın iç kısımlarında bulunur. Bu nedenle 1 yaşından sonra meyve suyu yerine yiyebiliyorsa meyvenin kendisini, kabuğunu çok ince soyup yedirmeye alıştırın.
• Su, besinlerin sindirimi, hücrelere taşınması, emilimi ve zararlı maddelerin vücuttan uzaklaştırılması için gereklidir. Çocuk aldığı her bir kalori için 1.5-2.0mililitre sıvı almalıdır.
• 1 – 3 yaş arasındaki çocukların günlük alması gereken enerji miktarı kilo başına 100 kcal’dir. Günde ortalama 1000 – 1300 kalorili enerji ihtiyacını karşılar. Bu da günlük 1 – 1.2 lt sıvı demektir. Sıvı ihtiyacının bir kısmı süt, meyve suyu, ayran gibi içeceklerden de karşılanabilir.
• Normal şartlarda dışarıdan tuz almaya gerek yoktur. Besinlerde zaten tuz bulunmaktadır. Bir yaşına kadar bebeğinizin yemeklerine tuz koymayın. Sonraki yaşlarda çok az tuzla yemeklerinizi hazırlayabilirsiniz.
• Çocuğunuzun sağlıklı gelişimi için bir yaşından sonra kullanacaksanız mutlaka iyotlu tuz kullanın.
• Omega – 3 yağ asitleri çocukların beyin ve zihinsel gelişimi, göz sağlığı ve görme fonksiyonları için oldukça önemlidir. Çocuğunuza Omega – 3’ten zengin balık, ceviz, semizotu gibi besinler vermeyi ihmal etmeyin.
• Son bilimsel yayınlarda yeterli Omega- 3 alımının duygusal dengesizlik, düzenli çalışma bozukluğu, dikkat eksikliği, konsantrasyon zayıflığı ve öğrenme güçlüğü gibi durumlarda olumlu etkileri görüldüğü belirtilmektedir. 
• Bebeğinize yemek pişirirken buharda, haşlama ve fırında pişirme yöntemini tercih edin. Sebze ve meyvelerdeki birçok vitamin ve mineral suda eriyen türdedir. Bu nedenle yemeklerinize 1 çay bardağından fazla su eklemeyin.
• Bebeğe yemek pişirirken düdüklü tencere kullanmak en sağlıklı yöntemlerden biridir.
• Bebeğiniz için günlük yemek pişirin. Pişirdiğiniz yemeği bir kereden fazla ısıtmayın.
• Salam, sosis, sucuk gibi şarküteri ürünleri bebeğinizin beslenmesinde kullanmayın.
• Konserve yerine mevsimindeki sebze ve meyveleri tüketmeyi tercih edin.
• Çocuklarınıza hamburger, patates cipsi gibi besleyici değeri olmayan, yağlı gıdalar vermeyin.
kaynak:bebektv.blogspot.com.tr/

Kadınların kilo vermeyi işte böyle sabote ediyor:

1. Kıtlık hissi
Bir anda çok fazla kalori eksiltmek vücudun aldıklarını yakmasına değil depolamasına yol açar. Aniden büyük bir açlıkla karşı karşıya kalan vücut, kıtlık zamanı sinyalleri vermeye ve önemli işlevleri için harcamak üzere, kas kitlesinden de yakmaya başlar.

Çözüm: Evet, kilo kaybetmek için kalori kesmeniz gerek, ama hepsini değil. Etkili bir kilo verme için size önerimiz, çareyi ölüm diyetlerinden değil, bol bol egzersiz yapmakta aramanız.

2. Ya hep ya hiç
Sizin felsefeniz ya hep ya hiç. Yani ya salatalığın dilimlerini sayıyorsunuz ya da hiç hesapsız, büyük hamburger mönüsünü elmalı tartla tamamlıyorsunuz.

Çözüm: Önemli olan, rejim yapmayı, sadece belirli bir süre devam ettirilecek bir kür değil, yaşam boyu izlenecek bir yaşam biçimi gibi görmeniz.

3. Hızlı yemek
Hızlı yemek yiyen kişilerin mideleri, daha beyne doymuş olduğu sinyalini veremeden çok fazla yemekle doldurulmuş oluyor.

Çözüm: Ağzınıza aldığınız her lokmadan sonra çatalınızı tabağınızın kenarına bırakın ve yavaş yavaş çiğnediğiniz lokmanız bitene kadar tekrar elinize almayın.

4. Beyaz ekmek
Rafine edilmiş beyaz ekmek, makarna ve pirinç çeşitleri çok az lif içerir. Az lifli yiyecekler yerine, bol lifli olanları tercih etmeniz metabolizmanız için çok daha iyi.

Çözüm: Beyaz ekmek, makarna, pirinç ve patates gibi lif oranı düşük yiyecekler kan şekerini hızla yükseltir. Uzmanlar bunların yerine kepekli ekmek ve lif açısından zengin yiyecekleri tüketmenizi öneriyorlar.

5. Egzersiz
Egzersiz tabii ki kilo vermek için vazgeçilmez, ama siz pizzaları hamburgerleri güzelce tüketirken tek başına yetmez.

Çözüm: Egzersiz yapıyor olmanın rahatlığıyla yiyeceklere sarılmayın. Özellikle porsiyonların miktarı en çok dikkat etmeniz gereken nokta.

6. Aç ve susuz
Kilo vermeye çalışanların en yakın dostu, sudur. Toksinlerden arınmak, kasların canlılığını korumak ve metabolizmanızın hızlanmasını sağlamak suyun görevidir. Su sayesinde sıcak yaz günlerinde daha rahat egzersiz yapmanız da mümkün.

Çözüm: Güne bir sürahi su doldurarak başlayın ve günün sonuna kadar bunu bitirmeyi hedefleyin.


Ne kadar kilo verirseniz verin, karın yağlarınız yerinde duruyorsa, kışın bol kıyafetlerle saklamayı başardığınız göbeğiniz havalar ısınınca daha görünür hale geldiyse dikkat.
Diyetisyen Yeşim Çelik, karın bölgesi yağlanmasının özellikle kalp hastalıkları, metabolik sendrom ve Tip 2 diyabette sık gözlendiğini söyledi. Çelik, “Bu kişilerde yağlanmayı azaltmak için doktor ve diyetisyen kontrolü şarttır. Çünkü hormon bozukluklarında ilaç tedavisi gerekebilir, diyet tedavisi karın ve bel çevresi yağlanmasını azaltır bu rahatsızlıkların oluşum riskini ortadan kaldırır” dedi. Diyetisyen Yeşim Çelik, göbek yağlanmasında yapılması gerekenler hakkında şu bilgileri verdi:
1.ADIM: YAĞLANMANIN NEDENİNİ ARAŞTIRMAK

• Vücutta yağlanma oranının yüksek olması sağlık problemlerinin var olmasında tek başına bir etken değildir. Fakat “abdominal yağlanma” olarak tanımladığımız karın bölgesi yağlanmasının oluşmasında altta insülin direnci, kortizol fazlalığı, hipotiroidi, Cushing ( böbrek üstü hormonların fazla çalışması ) gibi sağlık sorunlarının olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
• Yağlanma sebeplerinden biri de dengesiz gıda tüketimdir.
• Menopoz dönemi de yağlanmanın vücutta fizyolojik olarak arttığı ve tetiklendiği bir dönemdir.
• Hareketsizlik ve buna bağlı enerji harcamada azalma karın bölgesi yağlanmasına zemin hazırlar. • Fazla alkol tüketimi de bel çevresinde yağlanmayı artırmaktadır.
• Kronik stres, bel çevresinde yağlanmanın en önemli nedenlerindendir.
2.ADIM: ÇÖZÜME YÖNELMEK

Karın ve bel çevresi yağlanmasının sebeplerini öğrenmek için gerekli tahliller yaptırılır, hormonal bir sebep varsa ilaç tedavisi başlanır. Bununla birlikte kilo fazlası olanlarda bel çevresi yağlarını azaltmaya yönelik diyetisyen kontrolünde diyet verilir. Bilinmesi gereken en önemli gerçek vücutta oluşan yağ ile tüketilen yağın farklı şeyler olduğudur. Vücut yağı; yağ ve yağlı gıdaları tüketme dışında örneğin, simit, börek gibi hamur işi besinler, meşrubatlar, bisküvi, cips, gofret, tatlılar, hazır et suları, salata sosları gibi daha sayabileceğimiz karbonhidrat ve proteinli gıdaların gereğinden fazla tüketilmesi sonucunda da artar, karın ve bel çevresinde depolanır.
Karın çevresinde oluşan yağlardan lipoliz, mezoterapi ve liposuction benzeri yöntemlerle ancak geçici olarak çözüm bulabilirsiniz. Bu konunun uzmanları da karın ve bel bölgesi yağlanması yüksek olan kişilerde öncelikle fazla kiloların verilmesini vurgulamaktadırlar. Yapılan yağ analizlerinde kişilerde abdominal yağlanma dışında bacak, kalça, gövde ve kollarda da yağ yüzdelerinin beldeki kadar yüksek hatta bazen beldekine oranla daha yüksek yağ yüzdelerine sahip olduğu görülmektedir.
BESLENMEDE YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR

• Akşam sadece meyve yiyip yatmak, saat 18.00’den sonra yemek yememek, kahvaltı ve öğle gibi ana öğünleri atlamak, diyette hiç ekmek yememek, ara öğün yapmamak, yüksek karbonhidratlı besinleri diyette çok sık almak.
• Pilav, makarna, tatlı, mantı, çorba ve börek gibi yemekleri aynı öğünde bir arada tüketmek.
• Kuruyemiş, kuru meyve gibi gıdaları gereğinden fazla yemek.
• Light gıdaları kilo aldırmaz düşüncesi ile fazla miktarda kullanmak.
• Herkesin alması gereken kalori farklıdır. Herkesin yiyebileceği bir porsiyon ölçüsü vardır. Bir besini gereğinden fazla tüketmek de diyetten tamamen çıkarmak da doğru bir hareket değildir. Uzun açlıklar başta karın bölgesi olmak üzere yağlanmayı artırır. Önemli olan sık aralıklarla yeterli miktarda tüketmeyi öğrenmektir.
BOL BOL YÜRÜYÜN VE YÜZÜN

Egzersiz yapmak vücutta genel yağlanmayı azaltan en önemli parametrelerden bir tanesidir. Özellikle yürüyüş ya da yüzme vücutta hem bölgesel hem genel yağlanmayı düşüren iki spor şeklidir. Haftada 4 kez 35-45 dakika tempolu aralıksız yapılan aktivite yağlanmayı azaltır.
KAYNAK:haberdesin.com/

Amerika'dan gelen yeni bir diyet trendi, diyete olan bakış açısını değiştiriyor. Amaç; yemeyi sevmek, tadını çıkarmak ve doyana kadar yemek!

Diyet yaparken sürekli midenizin zil çalmasından şikayetçiyseniz, imdadınıza Amerika'dan gelen yeni bir diyet trendi yetişiyor: Volumetrik Diyet! ''Hacim Diyeti'' olarak da adlandırabileceğimiz bu diyet trendi, yeni bir çığır açıyor. Çünkü temeli, ''doyana kadar ye'' prensibine dayanıyor.

Nesnelerin hacmini ölçmeye yarayan bir birim olan ''volumetri''den adını alan diyet yöntemi, besinleri kalori değerlerine göre değil, hacim değerlerine göre sınıflandırıyor. Bir örnek vermek gerekirse: 15 tane üzüm, tartıda 100 gram geliyor ve kalorisi de 70 civarında. 15 tane kurutulmuş üzüm ise en fazla 20 gram ve onun da kalorisi 70 civarında. Peki, 100 gram üzümle mi doyarsınız, yoksa 20 gram kuru üzümle mi? Her ikisinin de kalorisi aynı ise, daha hacimli olan taze üzüme uzanmaz mı şimdi eliniz? Bu soruya ''evet'' deme ihtimaliniz çok yüksek. Zaten araştırmalar da bunu gösteriyor.
Pennsylvania'da yapılan bir araştırmaya göre insanlar, ''doyana'' kadar yemek yiyor. Bu durumda ''ne'' yediğinin pek bir önemi kalmıyor. Düşük kalorili de olsa, yüksek kalorili de olsa, temel amaç ''doydum'' hissini yaşamak! Bu araştırmadan yola çıkarak ''Volumetrik Diyeti'' geliştiren Beslenme Uzmanı Barbara Rolls, normalden daha az yiyerek zayıflamanın çok zor olduğunun altını çiziyor: ''Besinleri kısarak yapılan diyet, ilk başta kilo verdirir ama uzun vadede başarılı olamaz. Çünkü 'açlık' hissinin bastırılması gerekiyor!''
Bir günlük örnek mönü
SABAH: Aç karnına bir bardak su için. Ardından büyük bir kase içine; yulaf ezmesi, taze meyve parçaları koyun. Bu karışıma yağsız süt, yoğurt ya da meyve suyuyla hacim kazandırın.
ARA: Bir patates salatasının içine bolca salatalık doğrayın. Bu, salatanızın hem hacmini artıracak hem de daha doyurucu olacak.
ÖĞLE: Sade suya tirit tarzı çorbanızın hacmini artırmak için kepekli makarna ve sebzelerden faydalanın. Makarna yerine bulgur, yarma, pirinç gibi bakliyatlar da kullanabilirsiniz. Kurubaklagiller de çorbaya ayrı bir lezzet ve hacim katar. İsterseniz içine arada bir tavuk, balık ya da et parçaları atın. Eğer zengin bir çorba içme şansınız yoksa; balık ya da tavuk filetonun yanında bol salata ve sebze yiyebilirsiniz. Ardından küçük bir sütlü tatlı ya da meyve alabilirsiniz. Bol bol su içmeyi unutmayın!  Elele

-->
TÜRK Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, Sağlık Bakanlığı'nın gıdalardaki tuz oranlarına ilişkin tedbirler aldığını belirterek, "Önümüzdeki günlerde gıda maddeleri üzerinde tuz oranını gösterir etiketler yer alacak" dedi.
--> Türk Nefroloji Derneği Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, peynir, zeytin ve salça gibi ürünlerdeki tuz oranlarının yüksekliğine ve bunun insan sağlığına olumsuz etkilerine dikkati çekti. Prof. Dr. Süleymanlar, "Sağlık Bakanlığı tarafından gıdalarda kullanılan tuz oranına dikkat edilmesi için tedbirler alınıyor. İlk olarak ekmekteki tuz oranı 1.75'den 1.55'e düşürüldü. Önümüzdeki günlerde gıda maddeleri üzerinde tuz oranını gösterir etiketler yer alacak" dedi.Bu yılın 'Dünya Böbrek Günü'nü de kapsayan 10-16 Mart günleri arasında 'Dünya Tuza Dikkat Haftası' olduğunu belirten Prof. Dr. Süleymanlar, sağlıklı yaşam için günde 5 gram tuz alınmasının yeterli olduğunu, oysa Türkiye'de günlük tuz tüketiminin bunun üç katı olduğunu söyledi.
Aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon, kalp hastalıkları, inme ve kronik böbrek hastalığı için çok önemli risk faktörü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlar, "Ayrıca mide, akciğer ve mesane gibi bazı kanserlerle ve osteoporozla da ilişkisi gösterilmiştir. Günlük tuz tüketiminin 5, 6 grama düşürülmesi kalp hastalıkları, inme ve kronik böbrek hastalığına bağlı ölümleri yüzde 20 oranında azaltabilir. Siz de sağlığınız için daha az tuz tüketin" diye konuştu.
KAYNAK:habervitrini.com/saglik/az-tuz-cok-saglik-761578/

Diyete başlarken kan tahlillerini gözden geçirmek, diyet yaparken uzmanın sizi doğru yönlendirmesi için önemlidir. Her birey özeldir ve diyet kişiye özel olmalıdır. Kilo veremeyen ya da yavaş kilo veren kişilerin kan değerleri incelendiği zaman, bu sorunun altında kansızlık problemi olabilir.
Kansızlık, son yıllarda çok fazla karşılaşılan sağlık sorunlarından biri. Kansızlığın bu kadar yaygınlaşmasının en büyük nedenlerinden bir tanesi, yeterli ve dengeli beslenememek. Yine de demir anemisi  görüldüğünde önce demir yetersizliğinin neye bağlı olarak geliştiğinin araştırılması gerekir. Demir yetersizliğinde hemen ilaçlara başvurmak yanlıştır; çünkü ilaç tedavisi başta kan demir seviyesini yükseltir. Kişi beslenmesine dikkat etmezse kan değeri tekrar düşebilir. Ayrıca demir ilaçları iştah açıcıdır. Bu kısır döngü devam ettiği sürece kişi sürekli kilo alıyor; ama demir seviyesi yükselmiyor, yükselse dahi kalıcı olmuyor.

Hastanın iyi bir doktora başvurması ve kansızlık probleminin kaynağının iyi tespit edilmesi gerekir. İyi bir beslenme planı  ile demir seviyesini yükseltmek mümkün. Bu sağlık problemi sadece kilo vermeyi değil araştırmalara göre kişinin yaşam kalitesini etkiliyor. Demir eksikliğinde halsizlik, çabuk yorulma, küçük bir eforda nefes nefese kalma, baş dönmesi, depresyon gibi şikayetler demir eksikliğine bağlı kansızlık nedeni ile ortaya çıkabilir. Hatta bazı hastalarda toprak yeme, çamur yeme, buz yeme isteği gibi belirtiler verebilir.

Demir yetersizliği anemisinde nasıl beslenmeli

- Haftada 2-3 kez haşlanmış yumurta tüketmeli (yumurta kaynadıktan sonra 5-6 dakika kaynatılıp indirilmeli)
- Haftada 3 kez mutlaka kuru baklagil (fasulye, nohut, yeşil mercimek , kuru börülce) tüketilmeli
- Her gün aç karnına 2 yemek kaşığı pekmez tüketilmeli
- Her gün 10-15 adet çekirdekli siyah üzüm tüketilebilir
- Haftada 1-2 kez kırmızı et tüketilmeli
- Öğünlerinin yanında özellikle kahvaltıda C vitamini almak demirin emilimini artırır
- Kırmızı et tüketilen öğünlerde bol limonlu salata tercih edilmeli

Kişi kansızlık sorunu yaşıyorsa

- Siyah çayı yemeklerle birlikte tüketmemeli (öğünlerden 1 saat sonra uygundur)
- Süt ve yoğurt demir emilimini azaltır, demir içeriği yüksek besinlerle aynı anda tüketilmemeli

Diyetisyen ve Beslenme Koçu
Ayşe Tuğba ŞENGEL
Zayıflamaya mı çalışıyorsunuz? Yapılan araştırmalara göre, kilo problemi olan insanlar yeterince su içmiyor ve kilo vermede zorlanıyor. İşte size su içerek zayıflamanın yolları..


1- Su iştahı azaltır
Zayıflamaya mı çalışıyorsunuz? Yapılan araştırmalara göre, kilo problemi olan insanlar yeterince su içmiyor ve kilo vermede zorlanıyor. İşte size su içerek zayıflamanın yolları...

2- Su kolestrolü düşürür
Suyun kolestrol üzerinde çok büyük etkisi vardır ve kolestrol seviyesini düşürür. Böylece daha hızlı kilo verirsiniz.

3- Su kaslarınızı forma sokar
Kaslarınız susuz kalırsa, ne kadar spor yaparsanız yapın formunu kaybeder. Su alımınızı arttırırsanız farkı görürsünüz.

4- Su sindirim için geçerlidir
Sindirim sisteminin çalışması için her gün vücudun taze suya ihtiyacı vardır ve yeterli su almazsanız kendinizi şişmiş ve yorgun hissedersiniz.

5- Su karaciğerinizin düzgün çalışmasını sağlar
Karaciğer, yağ yakan bir organdır ve kilo verirken düzgün çalışması önemlidir. Düzgün çalışması için de bol suya ihtiyacı vardır. Yeterince su içmezseniz, karaciğeriniz yağ depolar.

6- Su, sindirim sistemi problemlerine iyi gelir
Eğer sindirim sorunu yaşıyorsanız, birkaç bardak su için. Sisteminiz tekrar çalışmaya başlayacaktır çünkü susuzluk, bütün sistemin durmasına neden olur.

7- Yeterli miktarda su içmemek, vücudun su tutmasına neden olur
Eğer yeterince su içmezseniz, vücudunuz mevcut suyu tutar ve kilonuz artar. Vücudunuzda da şişlik olacağı için olduğunuzdan kilolu görünürsünüz.

8- Su ile açlık ve susuzluğu karıştırmazsınız
Aslında susuzluk çekerken, kendinizi aç hissetmeniz mümkündür.

9- Su cildinizi nemlendirir. Daha ışıltılı ve daha esnek bir cildiniz olur.
Mankenler, ciltlerinin nemli ve güzel görünmesi için günde yaklaşık iki litre su içer. Kilo verdiğinizde cildinizde bir sürü değişiklik olur ve bunun için sıvıya ihtiyacınız vardır.

10- Su vücudunuzdaki toksinleri atar
Kilo vermek istiyorsanız sağlıklı olmalısınız. Su içmek de en basit çözümlerde birisidir. Vücudunuzdaki toksinleri temizler ve vücudunuzu daha temiz ve sağlıklı kılar. Böylece vücudunuz dengesini sağlar ve şekle girersiniz.
Kaynak:hthayat.com